Kelam-ı Kadim için Duru Sözlük

Duru Sözlük'te... KÖK Ara: KELİME Ara: ANLAM içinde Ara:
FCR etiketli kayıtlar

KELİMEANLAM
fecr
fecir
ف ج رFCR
Çatlama, yarılma. (Su) Akma. (Tanyeri) Ağarma. Bir şeyi genişçe ikiye ayırmak. Günah işlemek. Fücur ve fısk işlemek. Yalan söylemek. İsyan ve muhalefet eylemek. Haktan sapmak. Meyletmek. Söğmek. Bühtan eylemek.
DuruMeal'de toplam 14 kayıtta geçiyor.
Aynı Kökten Türeyen:fecr fecir İfcar İnficar mütefeccir Salatül fecr tefeccür Tefeccürât Facir Facire Fecere Füccar Fücur
xvakit##fecr##fecir##FCR-fecr##FCR-fecir##xvakit
İfcar
ف ج رFCR
Fecir vaktine girme. Bir kimseyi fâcir sayma.
Aynı Kökten Türeyen:fecr fecir İfcar İnficar mütefeccir Salatül fecr tefeccür Tefeccürât Facir Facire Fecere Füccar Fücur
##ifcar##FCR-ifcar##
İnficar
ف ج رFCR
Tan yeri ağarma. Fecir sökme. Tohumun yerde çatlaması. Suyun, yerden kaynayıp çıkması.
Aynı Kökten Türeyen:fecr fecir İfcar İnficar mütefeccir Salatül fecr tefeccür Tefeccürât Facir Facire Fecere Füccar Fücur
##inficar##FCR-inficar##
mütefeccir
ف ج رFCR
Açılan, görülen, tefeccür eden.
Aynı Kökten Türeyen:fecr fecir İfcar İnficar mütefeccir Salatül fecr tefeccür Tefeccürât Facir Facire Fecere Füccar Fücur
##mütefeccir##FCR-mütefeccir##
Salatül fecr
ف ج رFCR
Sabah namazı
Aynı Kökten Türeyen:fecr fecir İfcar İnficar mütefeccir Salatül fecr tefeccür Tefeccürât Facir Facire Fecere Füccar Fücur
xvakit xnamaz##salatül fecr##FCR-salatül fecr##xvakit xnamaz
tefeccür
ف ج رFCR
Yerden su kaynayıp akma. Tan yeri ağarma. Çatlama, yarılma.
Çoğul.Tefeccürât
Aynı Kökten Türeyen:fecr fecir İfcar İnficar mütefeccir Salatül fecr tefeccür Tefeccürât Facir Facire Fecere Füccar Fücur
##tefeccür##tefeccürat##FCR-tefeccür##FCR-tefeccürat##
Facir
ف ج رFCR
Haktan sapan. Haram ve günaha dalmış kötü insan. Günahı bilerek işleyen.
DuruMeal'de toplam 6 kayıtta geçiyor.
Dişil.FacireÇoğul.FecereÇoğul.Füccar
Aynı Kökten Türeyen:fecr fecir İfcar İnficar mütefeccir Salatül fecr tefeccür Tefeccürât Facir Facire Fecere Füccar Fücur
##facir##facire##fecere##füccar##FCR-facir##FCR-facire##FCR-fecere##FCR-füccar##
Fücur
ف ج رFCR
Dinsiz ve ahlâksızların durumu. Günah. Zina. Şeytani iştah.
DuruMeal'de toplam 1 kayıtta geçiyor.
Aynı Kökten Türeyen:fecr fecir İfcar İnficar mütefeccir Salatül fecr tefeccür Tefeccürât Facir Facire Fecere Füccar Fücur
##fücur##FCR-fücur##
20 Kayıt Listeleniyor...
FCR kelime kökünün geçtiği -20- ayet listesi
SURE
2. BAKARA / 60
Musa, kavmi için istiska ettiğinde demiştik ki:
"Asan ile hacere darb et!"
Ardından, ondan oniki ayn fecr olmuştu. Bütün ünas, kendi meşrebine alim olmuştu.
ALLAH'ın rızkından yeyin ve için!
Arzda müfsid olarak asev etmeyin!
Musa Kıssası.01 SK:Y MVS K:VM K:VL D:RB A:S:V HCR FCR S!NY A:ŞR A:YN A:LM KLL eNS ŞRB eKL ŞRB RZK: A:S!V eRD: FSD .mid55.ss2.as60.ssBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs1.syf8.sure.2.xxxMusa Kıssası.01xxsayıxxkissa.003xxxemirxxyasakxxx#k:vm-kavim#||#kll-külli#||#s!ny-isnan#||#a:s:v-asa#||#erd:-arz#||#a:lm-alim#||#ekl-ekl#||#rzk:-rızk#||#şrb-meşreb#||#fsd-müfsid#||#a:s!v-asev#||#hcr-hacer#||#ens-ünas#||#d:rb-darb#||#sk:y-istiska#||#fcr-fecr#||#a:şr-aşr#||#a:yn-ayn#||#mvs-hz. musa#||#k:vl-xxoxx#x#SK:Y#||#MVS#||#K:VM#||#K:VL#||#D:RB#||#A:S:V#||#HCR#||#FCR#||#S!NY#||#A:ŞR#||#A:YN#||#A:LM#||#KLL#||#eNS#||#ŞRB#||#eKL#||#ŞRB#||#RZK:#||#A:S!V#||#eRD:#||#FSD#||#k:vm-kavim#||#kll-külli#||#s!ny-isnan#||#a:s:v-asa#||#erd:-arz#||#a:lm-alim#||#ekl-ekl#||#rzk:-rızk#||#şrb-meşreb#||#fsd-müfsid#||#a:s!v-asev#||#hcr-hacer#||#ens-ünas#||#d:rb-darb#||#sk:y-istiska#||#fcr-fecr#||#a:şr-aşr#||#a:yn-ayn#||#mvs-hz. musa#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَاِذِ اسْتَسْقٰى مُوسٰى لِقَوْمِه۪ فَقُلْنَا اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْحَجَرَۜ فَانْفَجَرَتْ مِنْهُ اثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْنًاۜ قَدْ عَلِمَ كُلُّ اُنَاسٍ مَشْرَبَهُمْۜ كُلُوا وَاشْرَبُوا مِنْ رِزْقِ اللّٰهِ وَلَا تَعْثَوْا فِي الْاَرْضِ مُفْسِد۪ينَ
Ve izisteskâ mûsâ li kavmihî fe kulnâdrib bi asâkel hacer(hacere) fenfeceret minhusnetâ aşrete aynâ(aynen), kad alime kullu unâsin meşrebehum kulû veşrebû min rızkıllâhi ve lâ ta’sev fîl ardı mufsidîn(mufsidîne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Asev
Asven
ع ث وA:S!V
Kalkışma. Saldırı. Bozma, zarar verme. Serkeşlik. Taşkınlık, serserilik. ?Kötülük yapma.
Aynı kökten:Asev Asven
Asa
ع ص وA:S:V
Değnek. Baston, sopa.
Çğl.A'sa
Aynı kökten:Asa A'sa
Ayn
ع ي نA:YN
Göz. Pınar, kaynak. Çeşme. Tıpkısı, ta kendisi. Zat. Eşyanın hakikatı. Diz. Altın. Nazar değme. Casus. Muayene etmek. Bir yerin ileri gelenleri. Kavmin şereflisi. Meclis azaları. Kaymakam. Muayyen ve müşahhas olan şeyler. Her şeyin en iyisi.
Çğl.A'yanÇğl.A'yunÇğl.Uyûn
Aynı kökten:Ayn A'yan A'yun Uyûn Aynen Ayniyyet În Main Muayin Muayyin Müteayyin Müteayyinân Taayyün Taayyünat
aşr
Aşir
ع ش رA:ŞR
On. On adetten birisini almak. On etmek. Onluk, on tanelik bölüm. Onda bir. On kısma taksim edilen bir şeyin herbir parçası. Kur'an-ı Kerimin on cüz'ünden herbiri veya on ayetlik bir parçası. Refakatçi. Çokluk. Şirket. Dost, yardımcı, yardak. Koca. Kabile. Kötülükte yardımcılık eden. Sahip. Toz.
Aynı kökten:Aşir Aşiret aşr Aşir İşrin Mi'şar Muaşşer Muaşşir Öşür A'şar
darb
ض ر بD:RB
Vurmak, vuruş, çarpmak. Beyan etmek. Seyretmek. Nev, cins. Benzer, nazir. Eti hafif olan.
Çğl.DurubÇğl.Edrub
Aynı kökten:darb Durub Edrub darbe Darabât İdrab Madreb madrıb Madarib Mızrab Medârib Mudarebe Mudarib Muztarib Muzdarib Mütedarib Tedarub
ekl
ا ك لeKL
Yemek yeme
Aynı kökten:Âkil Âkile Ekile ekl Ekul Me'kel Me'kul Teekkül Ükl Ükül Ükle Ükel
ins
ا ن سeNS
İnsanın dünya yaşamı dışında, diğer yaşamlarda ki adı. Allah indinde ki ezeli ve ebedi varlığı.
Çğl.Ünas
Aynı kökten:ins Ünas insan Enasi Enasiye Enes Enis Enise İnas İstinas Me'nus Me'nusiyet Muvaneset Muvanis Müanese Müste'nis Te'nis Üns Ünsî ünsiye ünsiyet Hz. Yunus
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
fecr
fecir
ف ج رFCR
Çatlama, yarılma. (Su) Akma. (Tanyeri) Ağarma. Bir şeyi genişçe ikiye ayırmak. Günah işlemek. Fücur ve fısk işlemek. Yalan söylemek. İsyan ve muhalefet eylemek. Haktan sapmak. Meyletmek. Söğmek. Bühtan eylemek.
Aynı kökten:fecr fecir İfcar İnficar mütefeccir Salatül fecr tefeccür Tefeccürât Facir Facire Fecere Füccar Fücur
müfsid
ف س دFSD
İfsad eden, fenalaştıran. Bozan. Başlanmış ibadeti bozan. Nifak koyan, fesad ilka eden.
Çğl.Müfsidîn
Aynı kökten:fesad Fesadat ifsad İfsadat İnfisad İstifsad Mifsad müfsid Müfsidîn
hacer
ح ج رHCR
Taş. Kaya. Oda. Hücre.
Çğl.AhcarÇğl.HaceratÇğl.Hicar
Aynı kökten:Haccar hacer Ahcar Hacerat Hicar Hicr Hacr Hicr Kavmi hücre Hucer Hucerât hücre Hüceyre hücrat hucurat Mahcur müstahcer
Kavm
Kavim
ق و مK:VM
Cemaat. Topluluk. Millet. / Kadınlar olmaksızın erkekler topluluğu. / Bir işe başlamak. / Pazar kurmak. Müşteri ile anlaşmak. // Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Çğl.akvam
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
Hz. Musa
م و سMVS
Suyla gelen ikram, suyun getirdiği hazine, suyun koruduğu, sakladığı değer.
Aynı kökten:Hz. Musa Mevs Mevs
rızk
ر ز قRZK:
Allah'ın herkese lütuf ve kısmet ettiği ve bekaya sebeb olan nimet. Yiyip içecek şey. Maddi manevi ihtiyaca lazım nimet. // (rızık: doyuran, beslenen, eklenen varlık demek.)
Dşl.RızıkÇğl.Erzak
Aynı kökten:İrtizak İstirzak Mürtezik Mürtezika Müsterzık Razık rezzak rızk Rızık Erzak Terzik
İsnan
ث ن يS!NY
İki
Aynı kökten:İsnan İsneyn İstisna İstisnaat İstisnan Mesnâ Mesanî Müstesna sani saniye Seniyye Seniye Sine Sinet
İstiska
س ق يSK:Y
Su istemek. Suya ihtiyaç duymak. Susama. Yağmur duasına çıkma. Vücudun bazı yerlerinde su toplanması hastalığı.
Aynı kökten:İska İstika' İstiska Musakka Müsteskî Saki SAKİ' Saky Salat-ı İstiska Sikaye Sikayet Sukya Teskiye
Meşreb
ش ر بŞRB
Huy. Yaradılış. Adet. Ahlâk. Gidiş. İçmek. İçilecek yer. Fehmetmek. Mânevi haz ve feyz alınan yer ve yol.
Çğl.Meşarib
Aynı kökten:İstişrab İşrab Meşreb Meşarib Meşrub Meşrubat Meşrube Müşarebe şarab Eşribe Şarib Şerbe şerbet Şerib Şirb Şirrib şurub şürb Teşerrüb Tişrab
Diyanet Meali:
Hani, Mûsâ kavmi için su dilemişti. Biz de, “Asanı kayaya vur” demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı bilmişti. “Allah’ın rızkından yiyin, için. Yalnız, yeryüzünde bozgunculuk yaparak fesat çıkarmayın” demiştik.
2. BAKARA / 74
Sonra, bunun ardından, sizin kalbleriniz kasvetlenmişti.
Artık o, hacerler gibi veya daha da şedid kasvetlenmişti.
Muhakkak hacerlerden öyleleri vardır ki, onlardan nehirler fecr olur. Muhakkak ondan öyleleri vardır ki, şakk eder ve ardından ondan su ihrac olur. Muhakkak onlardan öyleleri de vardır ki, ALLAH'a haşyetinden hebt olur.
ALLAH amel ettiklerinize gafil değildir.
Musa Kıssası.01 K:SV K:LB BA:D HCR ŞDD K:SV HCR FCR NH!R ŞK:K: H:RC MVH! H!BT: H:ŞY G:FL A:ML .mid70.ss2.as74.ssBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs1.syf10.sure.2.xxxMusa Kıssası.01xkissa.003x#ba:d-bad#||#şdd-şedid#||#nh!r-nehir#||#k:lb-kalb#||#a:ml-amel#||#şk:k:-şakk#||#h!bt:-hebt#||#g:fl-gafil#||#hcr-hacer#||#fcr-fecr#||#h:şy-haşyet#||#h:rc-ihrac#||#mvh!-ma#||#k:sv-kasvet#x#K:SV#||#K:LB#||#BA:D#||#HCR#||#ŞDD#||#K:SV#||#HCR#||#FCR#||#NH!R#||#ŞK:K:#||#H:RC#||#MVH!#||#H!BT:#||#H:ŞY#||#G:FL#||#A:ML#||#ba:d-bad#||#şdd-şedid#||#nh!r-nehir#||#k:lb-kalb#||#a:ml-amel#||#şk:k:-şakk#||#h!bt:-hebt#||#g:fl-gafil#||#hcr-hacer#||#fcr-fecr#||#h:şy-haşyet#||#h:rc-ihrac#||#mvh!-ma#||#k:sv-kasvet#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
ثُمَّ قَسَتْ قُلُوبُكُمْ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ فَهِيَ كَالْحِجَارَةِ اَوْ اَشَدُّ قَسْوَةًۜ وَاِنَّ مِنَ الْحِجَارَةِ لَمَا يَتَفَجَّرُ مِنْهُ الْاَنْهَارُۜ وَاِنَّ مِنْهَا لَمَا يَشَّقَّقُ فَيَخْرُجُ مِنْهُ الْمَٓاءُۜ وَاِنَّ مِنْهَا لَمَا يَهْبِطُ مِنْ خَشْيَةِ اللّٰهِۜ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ
Summe kaset kulûbukum min ba’di zâlike fe hiye kel hıcâreti ev eşeddu kasveh(kasveten), ve inne minel hıcâreti lemâ yetefecceru minhul enhâr(enhâru), ve inne minhâ lemâ yeşşakkaku fe yahrucu minhul mâu, ve inne minhâ lemâyehbitu min haşyetillâh(haşyetillâhi), ve mâllâhu bi gâfilin ammâ ta’melûn(ta’melûne).
amel
ع م لA:ML
İş. Çalışma. Bir emri veya vazifeyi yerine getirme. Bir bilginin iş olarak tatbiki. Kar, iş işleme.
Çğl.AmeliyyatÇğl.A'mal
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
ba'd
Ba'de
ب ع دBA:D
Zaman zarfıdır ve tehir ifade eder. / Sonra. İtibaren. / Zaman yada meakan olarak uzak, mesafeli. / Umulmadık. / Helak olmak.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
fecr
fecir
ف ج رFCR
Çatlama, yarılma. (Su) Akma. (Tanyeri) Ağarma. Bir şeyi genişçe ikiye ayırmak. Günah işlemek. Fücur ve fısk işlemek. Yalan söylemek. İsyan ve muhalefet eylemek. Haktan sapmak. Meyletmek. Söğmek. Bühtan eylemek.
Aynı kökten:fecr fecir İfcar İnficar mütefeccir Salatül fecr tefeccür Tefeccürât Facir Facire Fecere Füccar Fücur
gafil
غ ف لG:FL
Dikkatsiz, iyi düşünmeyen, uyanık olmayan. Aldanan. Haberi olmayan, ihtiyatsız, başına geleceği önceden düşünmeyen. Allah'ı unutan. Kendi gayr-ı meşru zevkine dalan.
Aynı kökten:gafil gaflet Gaful gafle igfal İgfalât mütegafil tagfil Tagfilât tegafül
Hebt
Hübut
ه ب طH!BT:
İniş. Aşağı inme. Aşağı indirme. İnmek. (Suudun zıddı). Bir yere inip konmak. Nüzul, illet, maraz. Zayıflama. Eksiltmek. Kötü bir hale uğratmak. Birbiri ardınca vurmak. Uyuşma. Bir memlekete birisini dâhil ettirmek.
Aynı kökten:Habıt Hebt Hübut Mehbit Mehbit-i Vahy Mühbit Münhebit
ihrac
خ ر جH:RC
Çıkmak. Çıkarmak. Dışarı atmak. Fazla malı başka memlekete göndermek. İstifade için meydana koymak.
Çğl.ihracat
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
Haşyet
خ ش يH:ŞY
Korku ve dehşet.
Aynı kökten:Haşiye Haşy Haşyet Muhaşşî Mütehaşi Tahaşi Tahaşşi Tahşiye Tehaşi
hacer
ح ج رHCR
Taş. Kaya. Oda. Hücre.
Çğl.AhcarÇğl.HaceratÇğl.Hicar
Aynı kökten:Haccar hacer Ahcar Hacerat Hicar Hicr Hacr Hicr Kavmi hücre Hucer Hucerât hücre Hüceyre hücrat hucurat Mahcur müstahcer
kalb
ق ل بK:LB
İman merkezi. Gönül. Herşeyin ortası. Bir halden diğer bir hale çevirme. Değiştirme. Bir şeyin içini dışına ve dışını içine çevirmek. Vücudun kan dolaşımı merkezi. Yürek.
Çğl.Kulub
Aynı kökten:İnkılâb İnkılâbât kalb Kulub Kallab kalpazan maklub mukallib Munkaleb Münkaleb Munkalib Münkalib takallüb Tekallüb Taklib Taklibât
Kasvet
ق س وK:SV
(Kalp) Katılaşma. İç sıkıntısı. Duygusuzluk hali. Hissizlik, sıkıntı.
Aynı kökten:İksa' Kasavet Kasî Kasiye Kasvet Mukassî
ma'
م و هMVH!
Su.
Çğl.Emvah
Aynı kökten:ma' Emvah mai Main
Nehr
nehir
ن ه رNH!R
Nehir. Irmak, çay. Akarsu. Vüs'at, bolluk. Genişlik. Neher.
Çğl.EnharÇğl.Enhür
Aynı kökten:Müstenhir nehar Enhür Nehr nehir Enhar Enhür
şedid
ش د دŞDD
Sert, sıkı, şiddetli. Musibet, belâ.
Dşl.ŞedideÇğl.Şidad
Aynı kökten:Eşedd iştidad Müşedded Müşeddid Müşeddide Müştedd Müteşeddid Şedaid Şedâyid Şedd şedde şedid Şedide Şidad şiddet Şided Teşeddüd
şakk
ش ق قŞK:K:
Yarık, çatlak. Yarılma, çatlama. / Yırtılma. Yırtma. / Kırma. Zorlanma, zorluk. / Eziyetli, zahmet verici, güç.
Aynı kökten:eşakk İnşikak iştikak Meşâkka meşakkat Meşâkk Münşakk şakk şık Şikak Teşakk teşakkuk teşkik
Diyanet Meali:
Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki yarılır da içinden sular çıkar. Taş da vardır ki, Allah korkusuyla (yerinden kopup) düşer. Allah, yaptıklarınızdan hiçbir zaman habersiz değildir.
2. BAKARA / 187
Oruç günlerinin gecelerinde, kadınlarınıza refes size helal kılındı.
Onlar sizin için libastır... siz de onlar için libassınız!

ALLAH alim oldu ki... muhakkak siz, nefsinize ihanet eden oldunuz!... ve ardından size tevbe etti... ve sizden afv etti.
Artık şimdi... onlara başir olun... ve ALLAH'ın sizin için ketb ettiği şeyi ibtiga edin.

Fecrde, beyaz iplik siyah iplikten belli oluncaya kadar yeyin ve şürb edin!
Sonra leyle kadar orucu tamam edin... ve onlara başir olmayın!... ve siz, mescidlerde akiflersiniz (olun)!

İşte bunlar ALLAH'ın hudududur!... artık buna karib olmayın!
Böyledir!... ALLAH, ayetlerini nas için beyan eder!
Umulur ki ittika edersiniz!
Kadın ve Aile Hukuku HLL LYL S:VM RFS! NSV LBS LBS A:LM KVN H:VN NFS TVB A:FV BŞR BG:Y KTB eKL ŞRB BYN H:YT: BYD: H:YT: SVD FCR TMM S:VM LYL BŞR A:KF SCD HDD K:RB BYN eYY NVS VK:Y .mid178.ss2.as187.ssBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf28.sure.2.xxxKadın ve Aile Hukukuxxoruçxxxxemirxxyasakxxxxharamxxhelalxxxxibadetxxx#ktb-ketb#||#lyl-leyl#||#nvs-nas#||#eyy-ayet#||#s:vm-savm#||#nsv-nisa#||#a:lm-alim#||#nfs-enfüs#||#tmm-tamam#||#ekl-ekl#||#byn-beyan#||#tvb-tevbe#||#bşr-başir#||#k:rb-karib#||#vk:y-ittika#||#scd-mescid#||#fcr-fecr#||#hdd-hudud#||#şrb-şürb#||#a:kf-akif#||#lbs-libas#||#hll-helal#||#bg:y-ibtiga#||#h:vn-ihanet#||#rfs!-refes#||#byd:-beyaz#||#h:yt:-hayt#||#svd-esved#||#a:fv-afv#||#kvn-xxoxx#x#HLL#||#LYL#||#S:VM#||#RFS!#||#NSV#||#LBS#||#LBS#||#A:LM#||#KVN#||#H:VN#||#NFS#||#TVB#||#A:FV#||#BŞR#||#BG:Y#||#KTB#||#eKL#||#ŞRB#||#BYN#||#H:YT:#||#BYD:#||#H:YT:#||#SVD#||#FCR#||#TMM#||#S:VM#||#LYL#||#BŞR#||#A:KF#||#SCD#||#HDD#||#K:RB#||#BYN#||#eYY#||#NVS#||#VK:Y#||#ktb-ketb#||#lyl-leyl#||#nvs-nas#||#eyy-ayet#||#s:vm-savm#||#nsv-nisa#||#a:lm-alim#||#nfs-enfüs#||#tmm-tamam#||#ekl-ekl#||#byn-beyan#||#tvb-tevbe#||#bşr-başir#||#k:rb-karib#||#vk:y-ittika#||#scd-mescid#||#fcr-fecr#||#hdd-hudud#||#şrb-şürb#||#a:kf-akif#||#lbs-libas#||#hll-helal#||#bg:y-ibtiga#||#h:vn-ihanet#||#rfs!-refes#||#byd:-beyaz#||#h:yt:-hayt#||#svd-esved#||#a:fv-afv#||#kvn-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
اُحِلَّ لَكُمْ لَيْلَةَ الصِّيَامِ الرَّفَثُ اِلٰى نِسَٓائِكُمْۜ هُنَّ لِبَاسٌ لَكُمْ وَاَنْتُمْ لِبَاسٌ لَهُنَّۜ عَلِمَ اللّٰهُ اَنَّكُمْ كُنْتُمْ تَخْتَانُونَ اَنْفُسَكُمْ فَتَابَ عَلَيْكُمْ وَعَفَا عَنْكُمْۚ فَالْـٰٔنَ بَاشِرُوهُنَّ وَابْتَغُوا مَا كَتَبَ اللّٰهُ لَكُمْۖ وَكُلُوا وَاشْرَبُوا حَتّٰى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ الْاَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ الْاَسْوَدِ مِنَ الْفَجْرِۖ ثُمَّ اَتِمُّوا الصِّيَامَ اِلَى الَّيْلِۚ وَلَا تُبَاشِرُوهُنَّ وَاَنْتُمْ عَاكِفُونَۙ فِي الْمَسَاجِدِۜ تِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِ فَلَا تَقْرَبُوهَاۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ اٰيَاتِه۪ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ
Uhılle lekum leyletes sıyâmir refesu ilâ nisâikum hunne libâsun lekum ve entum libâsun lehun(lehunne) alîmallâhu ennekum kuntum tahtânûne enfusekum fe tâbe aleykum ve afâ ankum, fel âne bâşirûhunne vebtegû mâ keteballâhu lekum, ve kulû veşrabû hattâ yetebeyyene lekumul haytul ebyadu minel haytıl esvedi minel fecri, summe etimmus sıyâme ilel leyli, ve lâ tubâşirûhunne ve entum âkifûne fîl mesâcid(mesâcidi), tilke hudûdullâhi fe lâ takrabûhâ kezâlike yubeyyinullâhu âyâtihî lin nâsi leallehum yettekûn(yettekûne).
afv
ع ف وA:FV
Bağışlamak. Kusur ve günâhı affetmek. Ayakla basılmadık yer. Malın iyisi, helâli ve fazlası. Terketmek. Mahvetmek.
Aynı kökten:Afî Afüvv Afuv afv Muaf Muafat Muafiyyet Müsta'fi
Âkif
ع ك فA:KF
Meyl eden. Eğilen. İbadetinde devamlı olan. Bir şeyde sebat eden. Teveccüh, yönelme.
Aynı kökten:Akf Âkif İsti'kaf İ'tikâf Mu'tekif
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
İbtiga
ب غ يBG:Y
Maksad, gaye. Taleb, arzu, istek.
Aynı kökten:bagi bugat bagiyy Begâyâ bagaya bagy İbtiga mübagi tebagi yenbagi
beyaz
Ebyaz
ب ي ضBYD:
Beyaz. / Aklık, beyazlık. Aydınlık. / Ağarmak. / Yumurta akı. / Müsveddenin temize çekilmesi.
Dşl.Beyzâ
Aynı kökten:Bayız beyaz Ebyaz Beyzâ
beyan
ب ي نBYN
İzah. Açıklama. Anlatma. Açık söyleme. Öğretme. Fesahat ve belagat. Söz olsun, iş olsun; vuku bulan şeyden murad ne olduğunu o şey ile alakası ve münasebeti bulunan bir sözle veya bir fiil ile açıklamaktır.
Çğl.Beyanat
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
Başir
ب ش رBŞR
Müjdeci, müjde veren. Mutlu, mesut.
Aynı kökten:Başir Beşaret Bişârettir Beşarat beşir Bişr Büşra İbşar İbşarât İstibşar Mübaşeret Mübaşir Mübeşşer mübeşşir Mübeşşirîn Mübeşşirat Mübşer Mübşir Müstebşir Tebaşir Tebşir Tebşirât Beşare Beşâir Beşer Beşere Beşerî Beşeriyyet Fevkalbeşer Fevk-al beşer Mebşure
ekl
ا ك لeKL
Yemek yeme
Aynı kökten:Âkil Âkile Ekile ekl Ekul Me'kel Me'kul Teekkül Ükl Ükül Ükle Ükel
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü iyya
fecr
fecir
ف ج رFCR
Çatlama, yarılma. (Su) Akma. (Tanyeri) Ağarma. Bir şeyi genişçe ikiye ayırmak. Günah işlemek. Fücur ve fısk işlemek. Yalan söylemek. İsyan ve muhalefet eylemek. Haktan sapmak. Meyletmek. Söğmek. Bühtan eylemek.
Aynı kökten:fecr fecir İfcar İnficar mütefeccir Salatül fecr tefeccür Tefeccürât Facir Facire Fecere Füccar Fücur
ihanet
خ و نH:VN
Hainlik. Haksızlık. Kötülük.
Aynı kökten:hain hıyanet ihanet muhin muhtan mütehavin tahvin Tahvinât Tehavün
Hayt
خ ي طH:YT:
İp. Kalın ip. / İplik. Bağ. Tel. Lif. / İki şeyi birbirine bağlayan. / Dikiş dikmek.
Çğl.Huyut
Aynı kökten:Hayt Huyut Hiyat Hiyata
hadid
ح د دHDD
Demir, çelik. Sert, kavi olan. Çabuk kavrayışlı, keskin, öfkeli, hiddetli, titiz. Sınır. Uçlar. Bucaklar. Hudut ve sınır komşusu.
Çğl.Hudud
Aynı kökten:Hadd hadid Hudud Hudud İhdad Mahdud Tahdid Tahdidât
Helal
ح ل لHLL
Allah'ın müsaade ettiği şey. Haram olmayan. İhramdan çıkan hacı. Bir erkeğe nizami olarak nikahlı kadın.
Aynı kökten:Helal Hill Hıll İhlal İstihlal Müstahill Müstehil Hal' Halel Ihtilal İhtilal İhlal Muhill Muhtell Tahallül Hâll Hulul Hulule İnhilal Münhal Münhallât Tahlil Mahall Mahâll Mahalle Mahallât
karib
ق ر بK:RB
Çok yakın. En yakın. / Yakın hısım.
Aynı kökten:akraba Ekarib Akrebiyyet iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb kurbiyet Kurban Karabin kurbet karabet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
Ketb
ك ت بKTB
(İlmi ve yaşanmışları) Toplama, bir araya getirme, cem'etme. Dikme.
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
Libas
ل ب سLBS
Giyilecek şey. Elbise. Karı ve koca. Şübhe kabul eden söz.
Çğl.Lübus
Aynı kökten:İlbas Lebs Libas Lübus Libs Libse Lübs Lübse Melbus Melbusât Mülabeset Mülabis Mülebbes Mütelebbis Telbis Telbisât Telebbüs
Leyl
Leyle
ل ي لLYL
Gece.
Çğl.LeyalÇğl.Leyail
Aynı kökten:Leyl Leyle Leyal Leyail Leyla Leyle-nehara
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
nisa
ن س وNSV
Kadınlar.
Çğl.Nisvân
Aynı kökten:müennes nisa Nisvân nisai Nisaiye Nisvî Teennüs
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
Refes
Rüfâs
ر ف ثRFS!
Kinayesi icab eden şeyi açık söylemek. / Cinsel ilişki. / Çirkin ve fahiş söz söyleme. / Kadınların yanında cinsel ilişkiden bahsetme.
Aynı kökten:Refes Rüfâs Refs Refse Rifas Rufse Tarfes
savm
ص و مS:VM
Oruç. / Sakınmak, korunmak, uzak durmak, el çekmek, hareket etmemek, terk etmek, / Men etmek. / Suyun akışı, akması.
Çğl.Sıyam
Aynı kökten:Saim Saimîn Suvvam savm Sıyam Savmaa Savmea Savâmi'
mescid
س ج دSCD
Secde edilen yani bir gücün tasarrufu altına girilen mekan, durum, hal.
Çğl.Mesacid
Aynı kökten:mescid Mesacid mescid-i aksa mescid-i haram Mescud Müteseccid sacid Secede Süccad Sücud secde Sücud Teseccüd Teseccüdât
Esved
س و دSVD
Siyah. Çok siyah. kara renkli olan.
Aynı kökten:Esved Esvedeyn İsvidad Müsevved Müsevvid Müsevvidîn Müsvedde Müsveddat Sevad Esvide Sevda Sud Sevde Tesvid Müteseyyid Seyda Seyyid Seyyide Sade Siyadet Teseyyüd
Tamam
ت م مTMM
Bitme, bitirme, son, nihayet. Tam, eksiksiz, noksansız. Ne eksik ne fazla. Münasib, uygun.
Aynı kökten:istitmam itmam Tamam Tamamen tamamiyet Temme Tetimme Tetümme Tetümmat Tetmim
tevbe
Tövbe
ت و بTVB
Bir halden yada durumdan vaz geçmek veya geçirmek. / Caymak, vazgeçmek. Dönüş yapmak.
Aynı kökten:İstitabe Metab Taib Tetvibe tevbe Tövbe tevvab
İttika
و ق يVK:Y
Takva sahibi olmak. Kendisini Takva sahibi yapmak.
Aynı kökten:Etka İttika Muttaki Müttakîn Takıyye Takke Taki Takva Tevkıye Tukat Ku Vâkî Vaky Vıky Vika Veka Vikaye Taka Tevakki Tukye
şürb
ش ر بŞRB
İçme, içirilme. Bir şeyi durumu dolaylı olarak ortaya koyma. Huy, ahlak (sahibi olma).
Aynı kökten:İstişrab İşrab Meşreb Meşarib Meşrub Meşrubat Meşrube Müşarebe şarab Eşribe Şarib Şerbe şerbet Şerib Şirb Şirrib şurub şürb Teşerrüb Tişrab
Diyanet Meali:
Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar.
17. İSRA / 78-79
• Güneşin düluk etmesiyle, gecenin gasakına kadar ve "Kur'an-el-Fecr"e kadar... ***ki muhakkak "Kur'an-el-Fecr" meşhuddur!***
• ve geceden (bir kısımda)...
salat ikame et!
Ardından kendin için nafile olarak onunla teheccüd et.
Umulur ki; Rabbin seni "Makam-ı Mahmud"a baas eder.
K:VM S:LV DLK ŞMS G:SK: LYL K:Re FCR K:Re FCR KVN ŞH!D LYL H!CD NFL A:SY BA:S! RBB K:VM HMD .mid2253.ss17.as78.ssİSRA.ns50.nyMEDİNE.cs15.syf289.sure.17.xxxxxkuranxsalatxxxsalatxx.ss17.as79.xxxemirxxyasakxxxxibadetxxxxkitabxxx#k:vm-ikame-i salat#||#kvn-kane#||#lyl-leyl#||#şms-şems#||#şh!d-şahadet#||#k:re-kuran#||#fcr-fecr#||#g:sk:-gasak#||#dlk-düluk#||#k:vm-makam#||#lyl-leyl#||#a:sy-asa#||#rbb-rabb#||#ba:s!-baas#||#hmd-mahmud#||#nfl-nafile#||#h!cd-teheccüd#x#K:VM#||#S:LV#||#DLK#||#ŞMS#||#G:SK:#||#LYL#||#K:Re#||#FCR#||#K:Re#||#FCR#||#KVN#||#ŞH!D#||#LYL#||#H!CD#||#NFL#||#A:SY#||#BA:S!#||#RBB#||#K:VM#||#HMD#||#k:vm-ikame-i salat#||#kvn-kane#||#lyl-leyl#||#şms-şems#||#şh!d-şahadet#||#k:re-kuran#||#fcr-fecr#||#g:sk:-gasak#||#dlk-düluk#||#k:vm-makam#||#lyl-leyl#||#a:sy-asa#||#rbb-rabb#||#ba:s!-baas#||#hmd-mahmud#||#nfl-nafile#||#h!cd-teheccüd#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
أَقِمِ الصَّلاَةَ لِدُلُوكِ الشَّمْسِ إِلَى غَسَقِ اللَّيْلِ وَقُرْآنَ الْفَجْرِ إِنَّ قُرْآنَ الْفَجْرِ كَانَ مَشْهُودًا * وَمِنَ اللَّيْلِ فَتَهَجَّدْ بِهِ نَافِلَةً لَّكَ عَسَى أَن يَبْعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامًا مَّحْمُودًا
Ekımis salâte li dulûkiş şemsi ilâ gasakıl leyli ve kur’ânel fecr(fecri), inne kur’ânel fecri kâne meşhûdâ(meşhûden). * Ve minel leyli fe tehecced bihî nâfileten lek(leke), asâ en yeb’aseke rabbuke makâmen mahmûdâ(mahmûden).
Asâ
ع س يA:SY
(Fiil veya harftir) Ümid veya korku bildirir. Şek ve yakin manalarına delalet eder; (ola ki, şayet ki, meğer ki, olur, gerektir) manalarına gelir. (Kâde) fiiline benzer. Ekseri, (lâkin) (leyte) mânasına temenni için kullanılır. Hitab-ı İlahî kısmında yakîn ve vücubu ifade eder.
Aynı kökten:Asâ
Ba's
Bais
ب ع ثBA:S!
Köklü bir değişimle yeniden başlatma. / Yeniden hayatlandırma, diriltme. İhya. / Uykudan uyandırma. / Diriliş. / Gönderme, gönderilme. / Rönesans. El Bais : Beraberliğinde, birleşmesinde ortak, sebep. Karışma, herşey birbirine karışıktır. Mevtten sonra hayy eden. Köklü değişimler için Nebi irsal eden.
Dşl.baas
Aynı kökten:Ba's Bais baas ib'as meb'as Mebâis
Düluk
د ل كDLK
Sarkma. Güneş batması için kullanılır.
Aynı kökten:Düluk Hedlak Delk Dellak Tellâk Tedellük Tedlik
fecr
fecir
ف ج رFCR
Çatlama, yarılma. (Su) Akma. (Tanyeri) Ağarma. Bir şeyi genişçe ikiye ayırmak. Günah işlemek. Fücur ve fısk işlemek. Yalan söylemek. İsyan ve muhalefet eylemek. Haktan sapmak. Meyletmek. Söğmek. Bühtan eylemek.
Aynı kökten:fecr fecir İfcar İnficar mütefeccir Salatül fecr tefeccür Tefeccürât Facir Facire Fecere Füccar Fücur
Gasak
Gusuk
غ س قG:SK:
Karanlık olmak. / Gecenin ilk koyu karanlığı. / Küfrün karanlığı. / Nefsi istek kudreti. / Bedene ait kabiliyetler. / Gözün dumanlanıp, seçemez olması. Gözün kararması. / Herhangi bir şeyin akması, dökülmesi. / Kuvve-i şeheviyye.
Aynı kökten:Gasak Gusuk Gasık Gassak Gasuk
Teheccüd
ه ج دH!CD
Uyanmak. Uyanık olmak. / Kendi kendini uyandırmak, ayıktırmak, aklını başına getirmek, sahipliğini ve yetkisini takınmak. / Gece uyanıp namaz kılmak. Gece namazı.
Aynı kökten:Ehced Hacid Hücud Müteheccid Tehcid Teheccüd
mahmud
ح م دHMD
Hamd edilmeye müstehak, layık. / Hamd edilmiş.
Aynı kökten:ahmed hamd Hamîd Hâmid Hâmidîn Hâmidûn Mahmedet Mahamid mahmud mehmed muhammed Tahmid Tahmidât Tahmidiye
Kur'an
ق ر اK:Re
Kuran. Yönlendiren, yöneten. / Allah'tan mahluka her an gelmeye devam eden emirler.
Aynı kökten:ikra karie Kariât kıraat kur' Ekrâ Kur'an
ikame-i salat
ق و مK:VM
xoxox
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
makam
ق و مK:VM
Durulacak yer. Rütbeli yer. Mesned. Mansab. Musikide usul. Tempo. kıyam yapılan yerin ismi, kıyam etmek ve kıyamın zamanı için kullanılır: Kıyam etmek/ ayağa kalkmak, ayakta durulan yer, ayakta durulan zaman. Oturulan yer, durulan yer.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Leyl
Leyle
ل ي لLYL
Gece.
Çğl.LeyalÇğl.Leyail
Aynı kökten:Leyl Leyle Leyal Leyail Leyla Leyle-nehara
Leyl
Leyle
ل ي لLYL
Gece.
Çğl.LeyalÇğl.Leyail
Aynı kökten:Leyl Leyle Leyal Leyail Leyla Leyle-nehara
Nefl
Nafile
ن ف لNFL
Hedeflenen şeyin elde edilmesinden sonra, üzerine fazladan olarak ele geçirilen. / Fazladan olan. / Emredilmemiş, farz veya vâcib olmadan, sevab umuduyla yapılan ibadet. / Savaş ganimeti. / Ganimet malı. / Bahşiş. / Birisine ganimet malı veya atiyye, ihsan vermek. / Torun. / Yemin etmek.
Çğl.Enfal
Aynı kökten:İnfal Müteneffil nefi Nefl Nafile Enfal Tenfil
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
şahadet
Şehâdet
ش ه دŞH!D
Şâhidlik. Bir şeyin doğruluğuna inanmak. Allah rızâsı yolunda hayatını fedâ etmek. Din için muharebeden şehitlik. Şahid olunan şeyler. Yaşayarak tespit edilmesi ve şahid olunması imkanlı olanlar.
Aynı kökten:istişhad İstişhadat işhad meşhed Meşahid meşhud Meşhudat Meşhudiyyet Müsteşhed Müsteşhedât Müşahed Müşahedat müşahede müşahid Müşahidin şahadet Şehâdet şahid Şahide Şüheda Şevâhid Şühud şehid Şüheda
şems
ش م سŞMS
Güneş
Çğl.Şümus
Aynı kökten:Müşemmes Müteşemmis şems Şümus şemsiye Teşemmüs Teşmis
Diyanet Meali:
Güneşin zevalinden (öğle vaktinde Batı’ya kaymasından) gecenin karanlığına kadar (belli vakitlerde) namazı kıl. Bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazı şahitlidir. Gecenin bir kısmında da uyanarak sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere teheccüd namazı kıl ki, Rabbin seni Makam-ı Mahmud’a ulaştırsın.
17. İSRA / 90-91-92-93
Dediler ki:
• "Neba olan arzdan bizim için fecr olmadıkça...
• Yada senin hurmadan ve inebden (üzüm) cennetin olup… ve ardından onun hilalinden fecr olan nehirler fecr olmadıkça.
• Yada zeam ettiğin gibi... semayı kisfler halinde üzerimize ıskat oldurmadıkça…
• Yada ALLAH ve melekler kabl olarak gelmedikçe.
• Yada senin zuhruftan bir evin olmadıkça…
• Yada sen semada raky etmedikçe...
biz sana iman etmeyiz.
Bize kıraat edeceğimiz bir kitab inzal edinceye kadar senin raky etmene de asla iman etmeyiz."
De ki:
"Rabbim subhandır.
Ben, sadece, beşer Rasulüm!"
Esma-ül Hüsna K:VL eMN FCR eRD: NBA: KVN CNN NH:L A:NB FCR NH!R H:LL FCR SK:T: SMV ZA:M KSF eTY MLK K:BL KVN BYT ZH:RF RK:Y SMV eMN RK:Y NZL KTB K:Re K:VL SBH RBB KVN BŞR RSL .mid2264.ss17.as90.ssİSRA.ns50.nyMEKKE.cs15.syf290.sure.17.xxxEsma-ül Hüsnaxximanxxxrasulximanxx.ss17.as91.ss17.as92.ss17.as93.xxxkitabxxx#erd:-arz#||#emn-iman#||#fcr-fecr#||#nba:-neba#||#kvn-tekun#||#a:nb-ineb#||#nh!r-nehir#||#cnn-cennet#||#fcr-fecr#||#nh:l-nahl#||#h:ll-hilal#||#k:bl-kabl#||#smv-sema#||#ksf-kisf#||#mlk-melek#||#za:m-zeam#||#sk:t:-ıskat#||#kvn-yekün#||#ktb-kitab#||#smv-sema#||#emn-iman#||#rbb-rabb#||#byt-beyt#||#bşr-beşer#||#rsl-rasul#||#sbh-subhan#||#k:re-kıraat#||#nzl-inzal#||#rk:y-raky#||#zh:rf-zuhruf#||#k:vl-xxoxx#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#eMN#||#FCR#||#eRD:#||#NBA:#||#KVN#||#CNN#||#NH:L#||#A:NB#||#FCR#||#NH!R#||#H:LL#||#FCR#||#SK:T:#||#SMV#||#ZA:M#||#KSF#||#eTY#||#MLK#||#K:BL#||#KVN#||#BYT#||#ZH:RF#||#RK:Y#||#SMV#||#eMN#||#RK:Y#||#NZL#||#KTB#||#K:Re#||#K:VL#||#SBH#||#RBB#||#KVN#||#BŞR#||#RSL#||#erd:-arz#||#emn-iman#||#fcr-fecr#||#nba:-neba#||#kvn-tekun#||#a:nb-ineb#||#nh!r-nehir#||#cnn-cennet#||#fcr-fecr#||#nh:l-nahl#||#h:ll-hilal#||#k:bl-kabl#||#smv-sema#||#ksf-kisf#||#mlk-melek#||#za:m-zeam#||#sk:t:-ıskat#||#kvn-yekün#||#ktb-kitab#||#smv-sema#||#emn-iman#||#rbb-rabb#||#byt-beyt#||#bşr-beşer#||#rsl-rasul#||#sbh-subhan#||#k:re-kıraat#||#nzl-inzal#||#rk:y-raky#||#zh:rf-zuhruf#||#k:vl-xxoxx#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَقَالُواْ لَن نُّؤْمِنَ لَكَ حَتَّى تَفْجُرَ لَنَا مِنَ الأَرْضِ يَنبُوعًا * أَوْ تَكُونَ لَكَ جَنَّةٌ مِّن نَّخِيلٍ وَعِنَبٍ فَتُفَجِّرَ الأَنْهَارَ خِلالَهَا تَفْجِيرًا * أَوْ تُسْقِطَ السَّمَاء كَمَا زَعَمْتَ عَلَيْنَا كِسَفًا أَوْ تَأْتِيَ بِاللّهِ وَالْمَلآئِكَةِ قَبِيلاً * أَوْ يَكُونَ لَكَ بَيْتٌ مِّن زُخْرُفٍ أَوْ تَرْقَى فِي السَّمَاء وَلَن نُّؤْمِنَ لِرُقِيِّكَ حَتَّى تُنَزِّلَ عَلَيْنَا كِتَابًا نَّقْرَؤُهُ قُلْ سُبْحَانَ رَبِّي هَلْ كُنتُ إَلاَّ بَشَرًا رَّسُولاً
Ve kâlû len nu’mine leke hattâ tefcure lenâ minel ardı yenbûâ(yenbûan). * Ev tekûne leke cennetun min nahîlin ve inebin fe tufeccirel enhâre hılâlehâ tefcîrâ(tefcîren). * Ev tuskıtas semâe kemâ zeamte aleynâ kisefen ev te’tiye billâhi vel melâiketi kabîlâ(kabîlen). * Ev yekûne leke beytun min zuhrufin ev terkâ fîs semâ(semâi), ve len nu’mine li rukıyyike hattâ tunezzile aleynâ kitâben nakreuh(nakreuhu), kul subhâne rabbî hel kuntu illâ beşeren resûlâ(resûlen).
ineb
ع ن بA:NB
Üzüm.
Çğl.A'nâb
Aynı kökten:ineb A'nâb
beyt
ب ي تBYT
Ev, hane. Gecelemek.
Çğl.Büyût
Aynı kökten:Beyat beyit Ebyat beyt Büyût mebit
Beşer
Beşere
ب ش رBŞR
İnsanın zahiri görünürlüğü. İnsan derisinin dış yüzleri. İnsan. Âdem.
Aynı kökten:Başir Beşaret Bişârettir Beşarat beşir Bişr Büşra İbşar İbşarât İstibşar Mübaşeret Mübaşir Mübeşşer mübeşşir Mübeşşirîn Mübeşşirat Mübşer Mübşir Müstebşir Tebaşir Tebşir Tebşirât Beşare Beşâir Beşer Beşere Beşerî Beşeriyyet Fevkalbeşer Fevk-al beşer Mebşure
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
fecr
fecir
ف ج رFCR
Çatlama, yarılma. (Su) Akma. (Tanyeri) Ağarma. Bir şeyi genişçe ikiye ayırmak. Günah işlemek. Fücur ve fısk işlemek. Yalan söylemek. İsyan ve muhalefet eylemek. Haktan sapmak. Meyletmek. Söğmek. Bühtan eylemek.
Aynı kökten:fecr fecir İfcar İnficar mütefeccir Salatül fecr tefeccür Tefeccürât Facir Facire Fecere Füccar Fücur
fecr
fecir
ف ج رFCR
Çatlama, yarılma. (Su) Akma. (Tanyeri) Ağarma. Bir şeyi genişçe ikiye ayırmak. Günah işlemek. Fücur ve fısk işlemek. Yalan söylemek. İsyan ve muhalefet eylemek. Haktan sapmak. Meyletmek. Söğmek. Bühtan eylemek.
Aynı kökten:fecr fecir İfcar İnficar mütefeccir Salatül fecr tefeccür Tefeccürât Facir Facire Fecere Füccar Fücur
Hilal
خ ل لH:LL
Sâfi ve halis. Sıdk ile dostluk etmek. Ara. Aralık. Zaman ve vakit. İki şey arasına sokulmuş olan. Buluttan yağmurun çıktığı yer. Kulak ve diş karıştırmak gibi şeylerde kullanılan ucu sivri nesne. Gr: Bir kelimenin aslını ve ondan türeyenleri gösteren tertip.
Aynı kökten:Halil Hullan Hilal Hilalet Hillet Hillel Hilâl
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
kıraat
ق ر اK:Re
Okuma. İkinci bir şey olmadan okumak.
Aynı kökten:ikra karie Kariât kıraat kur' Ekrâ Kur'an
Kisf
Kisfe
ك س فKSF
Kısım, cüz, parça, bölüm. Parçalara ayrılmak, parçalanmak.
Çğl.Kisef
Aynı kökten:Kisf Kisfe Kisef
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
kontrol-giriş
Aynı kökten:
yekün
ك و نKVN
Toptan, hepsi. Netice. Toplam.
Aynı kökten:kain kainat kün yekün kevn Mükevvin Mütekevvin Tekevvün Tekevvünât tekvin mekan Mekânet
melek
Meleke
م ل كMLK
Yetenek, kabiliyet, tasarruf etme gücü. / Tekrar tekrar yapılan bir iş veya tecrübeden sonra hasıl olan bilgi ve mehâret. Meleke. / Madde ile mananın kesiştiği yer. / İnsan duyuları tarafından algılanamayan, nurdan yaratılmış, fıtratları sâfi, masum mahluk. / Güzel huylu ve güzel olan kimse. / "ülûk" mastarından "elçi, sefir" anlamı olduğu da iddia edilmiştir.
Çğl.MelekâtÇğl.Melaike
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
Neba'
ن ب عNBA:
Menbaa olmak, Kaynak olmak, pınardan su çıkarmak, su akması. Akçaağaç. fışkırmak / yayılmak, akmak, ortaya çıkmak.
Aynı kökten:Menba' Menbat Neba'
Nehr
nehir
ن ه رNH!R
Nehir. Irmak, çay. Akarsu. Vüs'at, bolluk. Genişlik. Neher.
Çğl.EnharÇğl.Enhür
Aynı kökten:Müstenhir nehar Enhür Nehr nehir Enhar Enhür
nahl
nahil
ن خ لNH:L
Sövmek, iftira etmek. / Bedelsiz bir şey vermek veya bedelsiz verilen şey. / Gelin ya da sünnet alayının önünde taşınan, üzeri çeşitli süslerle bezeli balmumundan yapılmış ağaç. / Un elemek. / Hurma ağacı. / Bal arısı.
Çğl.Nahliye
Aynı kökten:nahl nahil Nahliye Nahle
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Raky
ر ق يRK:Y
Yükselmek, terakki etmek.
Aynı kökten:Mürtaki Müterakki Raky Rukiye Rukye Rukâ Terakki Terakkiyât
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
sübhan
subhan
س ب حSBH
Noksansız olan. Yerli yerinde olan (evvelde ve ahirde ve zahirde ve batında). Tam olması gerektiği gibi olan. (Kavramsal olarak Allah'a özgüdür!)
Aynı kökten:fesübhanallah Müsebbih Müsebbiha Sebbih Sebh Sebhale Sübha sübhan subhan Tesbih İsbah Sâbih Sâbiha Sâbihât Sebbah Sebbahe Sebh Sebuh Sibahat Sebahat Yesbehun Müsebbeh Sebha Sebih Sebiha Tasbih
Iskat
س ق طSK:T:
Düşürmek. Düşürülmek. Aşağı atmak. Hükümsüz bırakmak. Silmek. Ölünün azaptan kurtulması ümidi ile ölen kimse nâmına dağıtılan sadaka.
Aynı kökten:Iskat Maskat Maskıt Mesakıt Muskıt Muskıtât Mütesakıt Sakıt Sukut Sukutiye
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Zeam
ز ع مZA:M
Tamah, hırs.
Aynı kökten:Zaim Zeam Zeamet Ziamet Zuama Ze'm
zuhruf
Zühruf
ز خ ر فZH:RF
Yaldız. Mücevher. Zinet. Gösteriş. Geçici menfaat.
Çğl.Zeharif
Aynı kökten:zuhruf Zühruf Zeharif
Diyanet Meali:
Dediler ki: “Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça; yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe; yahut Allah’ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe; yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz.” De ki: “Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resûl olarak gönderilen bir beşerim.”
18. KEHF / 33
Her iki cennet üküllerini vermiş ve onlardan hiç bir şey zulüm etmemişti.
Ardından ikisinin hilaline nehir fecr etmiştik.
Mesel: İki Adam KLV CNN eTY eKL Z:LM ŞYe FCR H:LL NH!R .mid2313.ss18.as33.ssKEHF.ns69.nyMEKKE.cs15.syf296.sure.18.xxxMesel: İki Adamxxsayıxxkissa.059x#şye-şey#||#z:lm-zulüm#||#nh!r-nehir#||#ekl-ükül#||#cnn-cennet#||#fcr-fecr#||#h:ll-hilal#||#klv-kila#||#ety-xxoxx#x#KLV#||#CNN#||#eTY#||#eKL#||#Z:LM#||#ŞYe#||#FCR#||#H:LL#||#NH!R#||#şye-şey#||#z:lm-zulüm#||#nh!r-nehir#||#ekl-ükül#||#cnn-cennet#||#fcr-fecr#||#h:ll-hilal#||#klv-kila#||#ety-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
كِلْتَا الْجَنَّتَيْنِ آتَتْ أُكُلَهَا وَلَمْ تَظْلِمْ مِنْهُ شَيْئًا وَفَجَّرْنَا خِلَالَهُمَا نَهَرًا
Kiltel cenneteyni âtet ukulehâ ve lem tazlim minhu şey’en ve feccernâ hılâlehumâ neherâ(neheren).
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
Ükl
Ükül
ا ك لeKL
Meyve, yiyecek, azık. Zekâ.
Aynı kökten:Âkil Âkile Ekile ekl Ekul Me'kel Me'kul Teekkül Ükl Ükül Ükle Ükel
fecr
fecir
ف ج رFCR
Çatlama, yarılma. (Su) Akma. (Tanyeri) Ağarma. Bir şeyi genişçe ikiye ayırmak. Günah işlemek. Fücur ve fısk işlemek. Yalan söylemek. İsyan ve muhalefet eylemek. Haktan sapmak. Meyletmek. Söğmek. Bühtan eylemek.
Aynı kökten:fecr fecir İfcar İnficar mütefeccir Salatül fecr tefeccür Tefeccürât Facir Facire Fecere Füccar Fücur
Hilal
خ ل لH:LL
Sâfi ve halis. Sıdk ile dostluk etmek. Ara. Aralık. Zaman ve vakit. İki şey arasına sokulmuş olan. Buluttan yağmurun çıktığı yer. Kulak ve diş karıştırmak gibi şeylerde kullanılan ucu sivri nesne. Gr: Bir kelimenin aslını ve ondan türeyenleri gösteren tertip.
Aynı kökten:Halil Hullan Hilal Hilalet Hillet Hillel Hilâl
Kilâ
ك ل وKLV
Her ikisi, her iki.
Aynı kökten:Kilâ
Nehr
nehir
ن ه رNH!R
Nehir. Irmak, çay. Akarsu. Vüs'at, bolluk. Genişlik. Neher.
Çğl.EnharÇğl.Enhür
Aynı kökten:Müstenhir nehar Enhür Nehr nehir Enhar Enhür
zulüm
ظ ل مZ:LM
Haksızlık. Eziyet, işkence. Bir hakkı kendi yerinden başka bir yere koymak.
Dşl.Zulm
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Her iki bağ da meyvelerini vermiş ve ürünlerinden hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. Bu iki bağın arasından bir de nehir fışkırtmıştık.
24. NUR / 58
Ey iman edenler!
Melekesi yeminlerinizde olanların ve sizden hulüm iblağ olmayanların, sizden izin istemeleri için günde üç merre vardır;
• salat-ı fecr'den önce
• ve zahirden sevblerinizi vaz ettiğiniz hiyn
• ve salat-ı ışa'dan sonra.
Bu üç vakit, sizin için avrettir.
Bunların dışında size ve onlara cünah değildir. Bazınız bazınız üzre, size tavaf edebilirsiniz.
ALLAH, ayetlerini size böyle beyan eder.
ALLAH, alimdir, hakimdir.
Esma-ül HüsnaKadın ve Aile Hukuku eMN eZ!N MLK YMN BLG: HLM S!LS! MRR K:BL S:LV FCR HYN VD:A: S!VB Z:H!R BA:D S:LV A:ŞV S!LS! A:VR LYS CNH BA:D T:VF BA:D: BA:D: BYN eYY A:LM HKM .mid2927.ss24.as58.ssNUR.ns102.nyMEDİNE.cs18.syf356.sure.24.xxxEsma-ül HüsnaxKadın ve Aile Hukukuxxsayıxsalatximanxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#k:bl-kabl#||#lys-leyse#||#eyy-ayet#||#ba:d-bad#||#s!ls!-selase#||#ba:d:-bazı#||#emn-iman#||#a:lm-alim#||#byn-beyan#||#mlk-meleke#||#ymn-yemin#||#s:lv-salat#||#cnh-cünah#||#hkm-hakim#||#hyn-hine#||#a:şv-ışa#||#fcr-fecr#||#blg:-iblağ#||#mrr-merre#||#ez!n-izin#||#vd:a:-vaz#||#z:h!r-zahir#||#t:vf-tavaf#||#s!vb-sevb#||#hlm-hulm#||#a:vr-avret#x#eMN#||#eZ!N#||#MLK#||#YMN#||#BLG:#||#HLM#||#S!LS!#||#MRR#||#K:BL#||#S:LV#||#FCR#||#HYN#||#VD:A:#||#S!VB#||#Z:H!R#||#BA:D#||#S:LV#||#A:ŞV#||#S!LS!#||#A:VR#||#LYS#||#CNH#||#BA:D#||#T:VF#||#BA:D:#||#BA:D:#||#BYN#||#eYY#||#A:LM#||#HKM#||#k:bl-kabl#||#lys-leyse#||#eyy-ayet#||#ba:d-bad#||#s!ls!-selase#||#ba:d:-bazı#||#emn-iman#||#a:lm-alim#||#byn-beyan#||#mlk-meleke#||#ymn-yemin#||#s:lv-salat#||#cnh-cünah#||#hkm-hakim#||#hyn-hine#||#a:şv-ışa#||#fcr-fecr#||#blg:-iblağ#||#mrr-merre#||#ez!n-izin#||#vd:a:-vaz#||#z:h!r-zahir#||#t:vf-tavaf#||#s!vb-sevb#||#hlm-hulm#||#a:vr-avret#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لِيَسْتَأْذِنكُمُ الَّذِينَ مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ وَالَّذِينَ لَمْ يَبْلُغُوا الْحُلُمَ مِنكُمْ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ مِن قَبْلِ صَلَاةِ الْفَجْرِ وَحِينَ تَضَعُونَ ثِيَابَكُم مِّنَ الظَّهِيرَةِ وَمِن بَعْدِ صَلَاةِ الْعِشَاء ثَلَاثُ عَوْرَاتٍ لَّكُمْ لَيْسَ عَلَيْكُمْ وَلَا عَلَيْهِمْ جُنَاحٌ بَعْدَهُنَّ طَوَّافُونَ عَلَيْكُم بَعْضُكُمْ عَلَى بَعْضٍ كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللَّهُ لَكُمُ الْآيَاتِ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
Yâ eyyuhellezîne âmenû li yeste’zinkumullezîne meleket eymânukum vellezîne lem yeblugûl hulume minkum selâse merrât(merrâtin), min kabli salâtil fecri, ve hînetedaûne siyâbekum minez zahîrat(zahîrati), ve min ba’di salâtil ışâi, selâsu avrâtin lekum, leyse aleykum ve lâ aleyhim cunâhun ba’de hunn(hunne), tavvâfûne aleykum ba’dukum alâ ba’d(ba’dın), kezâlike yubeyyinullâhu lekumul âyât(âyâti), vallâhu alîmun hakîm(hakîmun).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Avret
ع و رA:VR
Gizlenmesi lâzım gelen şey. Utanılacak şey. Dinen örtülmesi gereken âzâ, edeb yeri. Kadın. Zevce. Siper. Hududda pusu yeri. Harpte zarar gelecek yer. Mahrem zamanlar.
Çğl.AvratÇğl.Averât
Aynı kökten:Avret Avrat Averât
Işâ
Işâ'
ع ش وA:ŞV
Akşam ezanından yatsı ezanına kadar geçen zaman. Yatsı zamanı.
Çğl.Işaya
Aynı kökten:Aşevî Aşi Aşiyy Aşu Aşva' Aşve Aşy Aşa A'şiye Aşyan Işâ Işâ' Işaya Işaeyn Işâân İsti'şa İş'a' İ'şa' İşaa İşaat İ'tişa' Mu'teşî Salât-ül İşâ Ta'şiye Uşve
ba'd
Ba'de
ب ع دBA:D
Zaman zarfıdır ve tehir ifade eder. / Sonra. İtibaren. / Zaman yada meakan olarak uzak, mesafeli. / Umulmadık. / Helak olmak.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
Ba'z
Bazı
ب ع ضBA:D:
Bir şeyin bir kısmı. Bir parça. Bâzısı. Biraz. Diğer.
Aynı kökten:Baûda Baûza Ba'z Bazı Ba'ziyet
İblağ
ب ل غBLG:
Bildirmek. Yetiştirmek. Haberdar etmek. Göndermek.
Aynı kökten:Bâliğ Bâliğa Belâg belağ belağat beliğ Bülega Bülga Bülgat büluğ eblağ İblağ meblağ Mebaliğ Mübalaga Mübalağa Mübalagat Mübellag Mübellig Tebellüğ tebliğ Tebligat
beyan
ب ي نBYN
İzah. Açıklama. Anlatma. Açık söyleme. Öğretme. Fesahat ve belagat. Söz olsun, iş olsun; vuku bulan şeyden murad ne olduğunu o şey ile alakası ve münasebeti bulunan bir sözle veya bir fiil ile açıklamaktır.
Çğl.Beyanat
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü iyya
izn
izin
ا ذ نeZ!N
Yasağı kaldırmak. Bir şeye ruhsat vermek. Yol vermek. Hizmetten çıkarmak.
Aynı kökten:ezan izan izn izin Me'zene Meâzin Me'zun Me'zunîn Me'zuniyet Müezzin Müezzinîn müste'zen müste'zin Te'zin üzn Azan
fecr
fecir
ف ج رFCR
Çatlama, yarılma. (Su) Akma. (Tanyeri) Ağarma. Bir şeyi genişçe ikiye ayırmak. Günah işlemek. Fücur ve fısk işlemek. Yalan söylemek. İsyan ve muhalefet eylemek. Haktan sapmak. Meyletmek. Söğmek. Bühtan eylemek.
Aynı kökten:fecr fecir İfcar İnficar mütefeccir Salatül fecr tefeccür Tefeccürât Facir Facire Fecere Füccar Fücur
hakim
Hâkim
ح ك مHKM
Galib. Haklı ve haksızı ayırıp hak ve adalet üzere hükmeden. Başkasını müdahale ettirmeden idare eden. Memleketi idare eden. Mahkeme reisi.
Dşl.HâkimeÇğl.Hükkâm
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
Hulm
Hulüm
ح ل مHLM
(Kötü, olumsuz, açık saçık) Rüya, hülya. / İhtilâm olmak. / Akıl.
Çğl.Ahlam
Aynı kökten:Halîm Halîme Halme Hilm Hilmiyyet Hulm Hulüm Ahlam Mütehallim Tahlim
hine
hiyn
ح ي نHYN
Vakit. Bir süre. Sırasında. Aynı sırada. Esnasında, sürerken. O zamanda.
Aynı kökten:hine hiyn
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
Leyse
ل ي سLYS
Olmadı (meâlinde fiil-i müşebbehtir)
Aynı kökten:Elest Elleys Eys Hz. İlyas leys layese Leyse
melek
Meleke
م ل كMLK
Yetenek, kabiliyet, tasarruf etme gücü. / Tekrar tekrar yapılan bir iş veya tecrübeden sonra hasıl olan bilgi ve mehâret. Meleke. / Madde ile mananın kesiştiği yer. / İnsan duyuları tarafından algılanamayan, nurdan yaratılmış, fıtratları sâfi, masum mahluk. / Güzel huylu ve güzel olan kimse. / "ülûk" mastarından "elçi, sefir" anlamı olduğu da iddia edilmiştir.
Çğl.MelekâtÇğl.Melaike
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
Merre
م ر رMRR
Bir hareketin bir defa olduğunu bildiren fiil. Def'a. Kerre.
Çğl.Merrat
Aynı kökten:Emerr İmrar Merr Merre Merrat Mirre Mürur Müruriye Müstemirr Müstemirre Mütemerrin
Selase
ث ل ثS!LS!
Üç.
Aynı kökten:Mesles Mesâlis Selase Selasin Sulasa Teslis
Sevb
ث و بS!VB
Elbise. Giyilecek eşya. Kaftan. Bez. Rücu' manasına mastar.
Çğl.SiyâbÇğl.EsvâbÇğl.Esvüb
Aynı kökten:İsabet esabe İstisabe Mesab Mesabe Mesube Mesubât müsab Musab Mütesevvib Sevab Tesevvüb Tesvib Sevb Siyâb Esvâb Esvüb sevvab
salat
salah
ص ل وS:LV
Düzen vermek, düzenlemek. / Sineyi yok ederek ve benliğinden arınarak, Allah'ın kainata düzen vermesine katılmak.
Çğl.Salavat
Aynı kökten:musalla Musalli Musallîn salat salah Salavat salavat salli Salv
Tavf
tavâf
ط و فT:VF
Dönmek. Ziyaret maksadı ile etrafında dolaşmak. Hacıların Kabe etrafında yedi defa dolaşmaları. Fırat Nehri gibi sularda üstüne binilen vasıta.
Aynı kökten:Mataf Matâif Metaf Mutaf Mutatavvif Taif Taife Tatvif Tavf tavâf Tavvaf Tayfun Tetavvuf Tufan
Vaz'
و ض عVD:A:
Koyma, konulma. Bırakmak. Doğurmak. Atlamak. Tayin etme, belirtmek. Duruş, hareket, tarz. Hal. Durum.
Çğl.Evza'
Aynı kökten:Mevzi' Mevzu' Mevzuat Mevzua Mevzuat Muvazaa Tevazu' Vaz' Evza' Vazaat Vaz'an Vâzı' Vazıa
yemin
ي م نYMN
Kasem. Yemin, and. Mübarek. Sağ, sağ taraf, sağ el. Sözü Allah'ı zikrederek kuvvetlendirmek. El tutuşarak, Allah'a bağlılıklarını bildirerek, Allah'a ve birbirlerine söz vererek ahitleşmek. Fık: Zevcesi ölmüş er.
Çğl.EymanÇğl.Eymün
Aynı kökten:Eymen Eyamin Meymene Müsteymin Müteyemmen yemen yemin Eyman Eymün Yümn Yümün Yümna Yümnî
Zahir
ظ ه رZ:H!R
Görünen, aşikar olan. Açık, belli, meydanda olan. Görünüşe göre. Şüphesiz. Suret. Dış yüz. Görünüş. Anlaşılan. Meğer. Galiba. Zannederim. Elbette. Arka çıkmak. Destek vermek. Ez Zahir : Görünen zuhurat fiili.
Çğl.zevahir
Aynı kökten:.Zahir Azhar izhar mazhar Muzahhir Müstazhir Mustazhir Mütezahhir Mütezahir Müzaheret Muzahere müzahir Müzhir Salatüz zuhr Tazhir Tezahhür Tezahür Tezahürât Zahir zevahir zahr zuhur ezhâr zıhar Zuhr zuhur
Diyanet Meali:
Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz bulûğ çağına ermemiş olanlar, günde üç defa; sabah namazından önce, öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman) sizden izin istesinler. Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir. Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size, ne onlara bir günah vardır. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. Allah, âyetlerini size işte böylece açıklar. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
36. YASİN / 34-35
Semerelerinden yemeleri için… orada hurmadan ve ineblerden (üzüm) cennetler kıldık!... ve orada aynlardan fecr ettik!
Bunlara elleriyle amil olmadıklar ki!
Hala şükür etmezler mi!
Doğa/Yaşam CA:L CNN NH:L A:NB FCR A:YN eKL S!MR A:ML YDY ŞKR .mid3869.ss36.as34.ssYASİN.ns41.nyMEKKE.cs23.syf441.sure.36.xxxDoğa/Yaşamx.ss36.as35.x#şkr-şükür#||#a:nb-ineb#||#a:ml-amil#||#ekl-ekl#||#ydy-yed#||#cnn-cennet#||#fcr-fecr#||#nh:l-nahl#||#a:yn-ayn#||#s!mr-semere#||#ca:l-xxoxx#x#CA:L#||#CNN#||#NH:L#||#A:NB#||#FCR#||#A:YN#||#eKL#||#S!MR#||#A:ML#||#YDY#||#ŞKR#||#şkr-şükür#||#a:nb-ineb#||#a:ml-amil#||#ekl-ekl#||#ydy-yed#||#cnn-cennet#||#fcr-fecr#||#nh:l-nahl#||#a:yn-ayn#||#s!mr-semere#||#ca:l-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَجَعَلْنَا فِيهَا جَنَّاتٍ مِن نَّخِيلٍ وَأَعْنَابٍ وَفَجَّرْنَا فِيهَا مِنْ الْعُيُونِ * لِيَأْكُلُوا مِن ثَمَرِهِ وَمَا عَمِلَتْهُ أَيْدِيهِمْ أَفَلَا يَشْكُرُونَ
Ve cealnâ fîhâ cennâtin min nahîlin ve a’nâbin ve feccernâ fîhâ minel uyûn(uyûni). * Li ye’kulû min semerihî ve mâ âmilethu eydîhim, e fe lâ yeşkurûn(yeşkurûne).
Âmil
ع م لA:ML
Amel edenler. Irgat, işçi. Yapan. İşleyen. Sebep. Vergi tahsiline memur kimse. Mütevelli. Vâli.
Çğl.amele
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
ineb
ع ن بA:NB
Üzüm.
Çğl.A'nâb
Aynı kökten:ineb A'nâb
Ayn
ع ي نA:YN
Göz. Pınar, kaynak. Çeşme. Tıpkısı, ta kendisi. Zat. Eşyanın hakikatı. Diz. Altın. Nazar değme. Casus. Muayene etmek. Bir yerin ileri gelenleri. Kavmin şereflisi. Meclis azaları. Kaymakam. Muayyen ve müşahhas olan şeyler. Her şeyin en iyisi.
Çğl.A'yanÇğl.A'yunÇğl.Uyûn
Aynı kökten:Ayn A'yan A'yun Uyûn Aynen Ayniyyet În Main Muayin Muayyin Müteayyin Müteayyinân Taayyün Taayyünat
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
ekl
ا ك لeKL
Yemek yeme
Aynı kökten:Âkil Âkile Ekile ekl Ekul Me'kel Me'kul Teekkül Ükl Ükül Ükle Ükel
fecr
fecir
ف ج رFCR
Çatlama, yarılma. (Su) Akma. (Tanyeri) Ağarma. Bir şeyi genişçe ikiye ayırmak. Günah işlemek. Fücur ve fısk işlemek. Yalan söylemek. İsyan ve muhalefet eylemek. Haktan sapmak. Meyletmek. Söğmek. Bühtan eylemek.
Aynı kökten:fecr fecir İfcar İnficar mütefeccir Salatül fecr tefeccür Tefeccürât Facir Facire Fecere Füccar Fücur
nahl
nahil
ن خ لNH:L
Sövmek, iftira etmek. / Bedelsiz bir şey vermek veya bedelsiz verilen şey. / Gelin ya da sünnet alayının önünde taşınan, üzeri çeşitli süslerle bezeli balmumundan yapılmış ağaç. / Un elemek. / Hurma ağacı. / Bal arısı.
Çğl.Nahliye
Aynı kökten:nahl nahil Nahliye Nahle
Semer
ث م رS!MR
Meyve. Yemiş. Verim. Netice. Fayda. Kâr.
Dşl.SemereÇğl.EsmarÇğl.SemerâtÇğl.Simar
Aynı kökten:İsmar Semar Semer Semere Esmar Semerât Simar Tesmir
yed
ي د يYDY
El. Nimet. Mc: Kuvvet, kudret, güç. Yardım. (yedan: iki el) (eydi... eyâdi)
Çğl.yüdiÇğl.eydiÇğl.yedan
Aynı kökten:yed yüdi eydi yedan
şükr
şükür
ش ك رŞKR
Nimetler karşısında duyulan memnunluk.
Aynı kökten:Meşkur müteşekkir şakir şekür şekur şükr şükür şükran teşekkür
Diyanet Meali:
Meyvelerinden yesinler diye biz orada hurmalıklar, üzüm bağları var ettik ve içlerinde pınarlar fışkırttık. Bunları onların elleri yapmış değildir. Hâlâ şükretmeyecekler mi?
38. SAD / 28
BİZ… iman edenleri ve salih ameller içinde olanları... arzda müfsid olanlar gibi kılarmıyız!
BİZ... muttaki olanları, facirler gibi kılarmıyız!
CA:L eMN A:ML S:LH FSD eRD: CA:L VK:Y FCR .mid4037.ss38.as28.ssSAD.ns38.nyMEKKE.cs23.syf454.sure.38.xxxxximanxx#erd:-arz#||#emn-iman#||#s:lh-salih amel#||#vk:y-muttaki#||#fcr-facir#||#fsd-müfsid#||#ca:l-xxoxx#x#CA:L#||#eMN#||#A:ML#||#S:LH#||#FSD#||#eRD:#||#CA:L#||#VK:Y#||#FCR#||#erd:-arz#||#emn-iman#||#s:lh-salih amel#||#vk:y-muttaki#||#fcr-facir#||#fsd-müfsid#||#ca:l-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
أَمْ نَجْعَلُ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ كَالْمُفْسِدِينَ فِي الْأَرْضِ أَمْ نَجْعَلُ الْمُتَّقِينَ كَالْفُجَّارِ
Em nec’alullezîne âmenû ve amilûs sâlihâti kel mufsidîne fîl ardı em nec’alul muttekîne kel fuccâr(fuccâri).
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
Facir
ف ج رFCR
Haktan sapan. Haram ve günaha dalmış kötü insan. Günahı bilerek işleyen.
Dşl.FacireÇğl.FecereÇğl.Füccar
Aynı kökten:fecr fecir İfcar İnficar mütefeccir Salatül fecr tefeccür Tefeccürât Facir Facire Fecere Füccar Fücur
müfsid
ف س دFSD
İfsad eden, fenalaştıran. Bozan. Başlanmış ibadeti bozan. Nifak koyan, fesad ilka eden.
Çğl.Müfsidîn
Aynı kökten:fesad Fesadat ifsad İfsadat İnfisad İstifsad Mifsad müfsid Müfsidîn
salih amel
ص ل حS:LH
Allah'ın emrini bizatihi duyarak, ve itaat ederek, emr-i bil maruf, nehy-i anil münker esası ile yapılan ameller.
Aynı kökten:Aslah Eslah Hz. Salih ıslah Islahat Istılah Istılahat İstıslah Munsalih Musalaha Musalahat Musalih Muslih Muslihîn Müsalaha Mütesalih salah Salahat salahiyet salih Saliha Suleha salih amel sulh
Muttaki
و ق يVK:Y
İttika eden. Takva sahibi olan. Kendisini takva sahibi yapan. Ehl-i takva.
Çğl.Müttakîn
Aynı kökten:Etka İttika Muttaki Müttakîn Takıyye Takke Taki Takva Tevkıye Tukat Ku Vâkî Vaky Vıky Vika Veka Vikaye Taka Tevakki Tukye
Diyanet Meali:
Yoksa biz iman edip salih ameller işleyenleri, yeryüzünde fesat çıkaranlar gibi mi tutacağız? Yoksa Allah’a karşı gelmekten sakınanları yoldan çıkan arsızlar gibi mi tutacağız?
54. KAMER / 11-12
Ardından semanın bablarını, münhemir su ile feth ettik… ve arzda aynlar fecr ettik.
Su, ikdar olunmuş emir üzre iltika etti.
FTH BVB SMV MVH! H!MR FCR eRD: A:YN LK:Y MVH! eMR K:DR .mid4827.ss54.as11.ssKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf528.sure.54.xxxx.ss54.as12.x#smv-sema#||#fth-feth#||#mvh!-main#||#bvb-bab#||#h!mr-münhemir#||#emr-emir#||#erd:-arz#||#k:dr-ikdar#||#fcr-fecr#||#lk:y-iltika#||#a:yn-ayn#||#mvh!-ma#x#FTH#||#BVB#||#SMV#||#MVH!#||#H!MR#||#FCR#||#eRD:#||#A:YN#||#LK:Y#||#MVH!#||#eMR#||#K:DR#||#smv-sema#||#fth-feth#||#mvh!-main#||#bvb-bab#||#h!mr-münhemir#||#emr-emir#||#erd:-arz#||#k:dr-ikdar#||#fcr-fecr#||#lk:y-iltika#||#a:yn-ayn#||#mvh!-ma#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
فَفَتَحْنَا أَبْوَابَ السَّمَاء بِمَاء مُّنْهَمِرٍ * وَفَجَّرْنَا الْأَرْضَ عُيُونًا فَالْتَقَى الْمَاء عَلَى أَمْرٍ قَدْ قُدِرَ
Fe fetahnâ ebvâbes semâi bi mâin munhemir(munhemirin). * Ve feccernel arda uyûnen feltekalmâu alâ emrin kad kudir(kudire).
Ayn
ع ي نA:YN
Göz. Pınar, kaynak. Çeşme. Tıpkısı, ta kendisi. Zat. Eşyanın hakikatı. Diz. Altın. Nazar değme. Casus. Muayene etmek. Bir yerin ileri gelenleri. Kavmin şereflisi. Meclis azaları. Kaymakam. Muayyen ve müşahhas olan şeyler. Her şeyin en iyisi.
Çğl.A'yanÇğl.A'yunÇğl.Uyûn
Aynı kökten:Ayn A'yan A'yun Uyûn Aynen Ayniyyet În Main Muayin Muayyin Müteayyin Müteayyinân Taayyün Taayyünat
bab
ب و بBVB
Kapı. Kısım. Bölüm.
Aynı kökten:bab
emir
ا م رeMR
Emredici olan. Seyyid. Şerif. Yüksek rütbeli zabit. Bir memleketin, bir aşiretin veya kabilenin reisi. Büyük ve meşhur bir soydan gelen. Hz.Peygamber'in (A.S.M.) soyundan gelen. Zengin.
Çğl.Ümera
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
fecr
fecir
ف ج رFCR
Çatlama, yarılma. (Su) Akma. (Tanyeri) Ağarma. Bir şeyi genişçe ikiye ayırmak. Günah işlemek. Fücur ve fısk işlemek. Yalan söylemek. İsyan ve muhalefet eylemek. Haktan sapmak. Meyletmek. Söğmek. Bühtan eylemek.
Aynı kökten:fecr fecir İfcar İnficar mütefeccir Salatül fecr tefeccür Tefeccürât Facir Facire Fecere Füccar Fücur
feth
fetih
ف ت حFTH
Açma, başlama. Zaptetme. Ele geçirme. Zafer. Nusret. Faydalı şeyleri elde etmek için yolları açmak. Muğlak şeyleri açmak.
Çğl.FütuhÇğl.Fütuhât
Aynı kökten:Fâtih Fâtiha feth fetih Fütuh Fütuhât fettah İftah iftitah infitah Meftuh Miftah Mefatih Müfettah Müfettih münfetih Müsteftih Teftih Teftihât
Münhemir
ه م رH!MR
Akıcı, seyyal. Dökülen. Yıkılıp viran olmuş.
Aynı kökten:Hemr Münhemir
İkdar
ق د رK:DR
Kudret verme, kuvvetleştirme, güç kazandırma. Geçimini sağlama. Birini kayırma.
Aynı kökten:Akder İkdar İktidar kader kadir Kadr Kıdr Kudur kudret Akdar Makderet makdur Makdurat Mikdar mukadder Mukadderat Mukaddir Mukaddirîn muktedir Muktedirîn takdir Tekadir
İltika
ل ق يLK:Y
Rast gelmek. Buluşmak. Kavuşmak. Kavuşturulmak.
Aynı kökten:İlka' İlkaat İltika İstilka' lika mülaki mülteki Mütelaki Mütelakki Telak telaki Telakki Telakkiyât Tilka'
ma'
م و هMVH!
Su.
Çğl.Emvah
Aynı kökten:ma' Emvah mai Main
Main
م و هMVH!
Saf, akar su. Göz önünde akan su. Cennet şerbeti. Zâhir, görünen. Göz değmiş, nazar değmiş.
Aynı kökten:ma' Emvah mai Main
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Diyanet Meali:
Biz de göğün kapılarını dökülürcesine yağan bir yağmurla açtık. Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.
71. NUH / 27
"Muhakkak ki SEN, eğer onları vezr edersen... SANA ibadet edenleri dall ederler... ve facir kafirden başka doğurmazlar."
Nuh Kıssası.11 VZ!R D:LL A:BD VLD FCR KFR .mid5319.ss71.as27.ssNUH.ns71.nyMEKKE.cs29.syf570.sure.71.xxxNuh Kıssası.11xkissa.146x#vld-xoxox#||#kfr-keffar#||#a:bd-ibadet#||#fcr-facir#||#d:ll-dalalet#||#vz!r-vezr#x#VZ!R#||#D:LL#||#A:BD#||#VLD#||#FCR#||#KFR#||#vld-xoxox#||#kfr-keffar#||#a:bd-ibadet#||#fcr-facir#||#d:ll-dalalet#||#vz!r-vezr#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
إِنَّكَ إِن تَذَرْهُمْ يُضِلُّوا عِبَادَكَ وَلَا يَلِدُوا إِلَّا فَاجِرًا كَفَّارًا
İnneke in tezerhum yudıllû ıbâdeke ve lâ yelidû illâ fâciren keffârâ(keffâre).
ibadet
ع ب دA:BD
Aldığı emir üzere yaşamak. Emre itaat etmek. Kendi benliğini ve varlığını bırakmak, vaz geçmek.
Çğl.İbadat
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
dalalet
ض ل لD:LL
Kendine özüne geri dönüş yolunda kaybolmak. Yoldan çıkma. Sapma. Azma. Şaşırma. Şaşkınlık. İman ve İslâmiyetten ayrılmak.
Aynı kökten:Adall Edall Dalal dalalet Dall Dallîn Dâllûn dalle İstidlal madalle Tadlil
Facir
ف ج رFCR
Haktan sapan. Haram ve günaha dalmış kötü insan. Günahı bilerek işleyen.
Dşl.FacireÇğl.FecereÇğl.Füccar
Aynı kökten:fecr fecir İfcar İnficar mütefeccir Salatül fecr tefeccür Tefeccürât Facir Facire Fecere Füccar Fücur
keffar
keffare
ك ف رKFR
Kefaret. Örtücü ve imha edici. Bir mecburiyet altında veya yanlışlıkla işlenmiş günahı affettirmek ümidiyle şeriata uygun olarak verilen sadaka veya tutulan oruç. Günahtan arınma.
Dşl.keffaret
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
kontrol-giriş
Aynı kökten:
vezr
و ذ رVZ!R
Bırakmak. Geriye bırakmak. Ortaya bırakmak. Terk etmek. Vazgeçmek.
Aynı kökten:vezr
Diyanet Meali:
“Çünkü sen onları bırakırsan, kullarını saptırırlar; sadece ahlâksız ve kâfir kimseler yetiştirirler.”
75. KIYAME / 5
Bilakis!
İnsan imamına facir olmayı irade eder.
Ahiret RVD eNS FCR eMM .mid5407.ss75.as5.ssKIYAME.ns31.nyMEKKE.cs29.syf576.sure.75.xxxAhiretxxinsanxx#rvd-irade#||#fcr-facir#||#ens-insan#||#emm-imam#x#RVD#||#eNS#||#FCR#||#eMM#||#rvd-irade#||#fcr-facir#||#ens-insan#||#emm-imam#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
بَلْ يُرِيدُ الْإِنسَانُ لِيَفْجُرَ أَمَامَهُ
Bel yurîdul insânu li yefcure emâmeh(emâmehu).
imam
ا م مeMM
Güven duyulan, emniyet edilen öncü. / Allah ile Muhammedin manen intikal yeri. / Rabbine tamamen rücu eden. / Öne geçmek. Önde ve ileride olan. / Delil ve rehber. / Cemaate namaz kıldıran. / Mezheb sahibi olan. / Sultan. Hâkim. Reis. Ümmetin reisi. İslâm hükümetlerinde Devlet Reisi. / Dershanede günlük talim ve dersler için talebelerin önlerine konan tahtalar. / Kıble tarafı.
Çğl.Eimme
Aynı kökten:imam Eimme imame İmamet ümm ümmü Ümmehat ümmet Ümem ümmi Ümmiyet Ümmiyye Ümumet
insan
ا ن سeNS
Yetkili ve sahib temsilcinin, beşer yaşantıdaki adı.
Çğl.EnasiÇğl.Enasiye
Aynı kökten:ins Ünas insan Enasi Enasiye Enes Enis Enise İnas İstinas Me'nus Me'nusiyet Muvaneset Muvanis Müanese Müste'nis Te'nis Üns Ünsî ünsiye ünsiyet Hz. Yunus
Facir
ف ج رFCR
Haktan sapan. Haram ve günaha dalmış kötü insan. Günahı bilerek işleyen.
Dşl.FacireÇğl.FecereÇğl.Füccar
Aynı kökten:fecr fecir İfcar İnficar mütefeccir Salatül fecr tefeccür Tefeccürât Facir Facire Fecere Füccar Fücur
irade
ر و دRVD
İstek, arzu, talep. Dilemek. Emir. Ferman. Bir şeyi yapmak veya yapmamak için olan iktidar, güç.
Çğl.iradat
Aynı kökten:irade iradat iradet Murad mürid rivad
Diyanet Meali:
Fakat insan önünü (geleceğini, kıyameti) yalanlamak ister.
76. İNSAN / 6
Bir ayn vardır ki... ALLAH'a abd olanlar bununla şürb olur… bunu fecr ettirerek fecr ederler.
Ahiret A:YN ŞRB A:BD FCR FCR .mid5435.ss76.as6.ssİNSAN.ns98.nyMEKKE/MEDİNE??.cs29.syf578.sure.76.xxxAhiretx#a:bd-abd#||#fcr-fecr#||#şrb-şürb#||#a:yn-ayn#x#A:YN#||#ŞRB#||#A:BD#||#FCR#||#FCR#||#a:bd-abd#||#fcr-fecr#||#şrb-şürb#||#a:yn-ayn#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
عَيْنًا يَشْرَبُ بِهَا عِبَادُ اللَّهِ يُفَجِّرُونَهَا تَفْجِيرًا
Aynen yeşrebu bihâ ibâdullâhi yufeccirûnehâ tefcîrâ(tefcîren).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
Ayn
ع ي نA:YN
Göz. Pınar, kaynak. Çeşme. Tıpkısı, ta kendisi. Zat. Eşyanın hakikatı. Diz. Altın. Nazar değme. Casus. Muayene etmek. Bir yerin ileri gelenleri. Kavmin şereflisi. Meclis azaları. Kaymakam. Muayyen ve müşahhas olan şeyler. Her şeyin en iyisi.
Çğl.A'yanÇğl.A'yunÇğl.Uyûn
Aynı kökten:Ayn A'yan A'yun Uyûn Aynen Ayniyyet În Main Muayin Muayyin Müteayyin Müteayyinân Taayyün Taayyünat
fecr
fecir
ف ج رFCR
Çatlama, yarılma. (Su) Akma. (Tanyeri) Ağarma. Bir şeyi genişçe ikiye ayırmak. Günah işlemek. Fücur ve fısk işlemek. Yalan söylemek. İsyan ve muhalefet eylemek. Haktan sapmak. Meyletmek. Söğmek. Bühtan eylemek.
Aynı kökten:fecr fecir İfcar İnficar mütefeccir Salatül fecr tefeccür Tefeccürât Facir Facire Fecere Füccar Fücur
şürb
ش ر بŞRB
İçme, içirilme. Bir şeyi durumu dolaylı olarak ortaya koyma. Huy, ahlak (sahibi olma).
Aynı kökten:İstişrab İşrab Meşreb Meşarib Meşrub Meşrubat Meşrube Müşarebe şarab Eşribe Şarib Şerbe şerbet Şerib Şirb Şirrib şurub şürb Teşerrüb Tişrab
Diyanet Meali:
Bir pınar ki Allah’ın kulları ondan içer, onu (istedikleri şekilde) fışkırtıp akıtırlar.
80. ABESE / 40-41-42
Yevme-izinde… (bazı) vechler… onların üzerine gabere olur… onları katere irhak eder.
İşte onlar, kafirler ve facirlerdir.
Ahiret VCH! YVM G:BR RH!K: K:TR KFR FCR .mid5546.ss80.as40.ssABESE.ns24.nyMEKKE.cs30.syf585.sure.80.xxxAhiretxxyevmxx.ss80.as41.ss80.as42.x#kfr-kafir#||#g:br-gabere#||#vch!-vücuh#||#k:tr-katere#||#rh!k:-irhak#||#fcr-facir#||#yvm-yevme-izin#x#VCH!#||#YVM#||#G:BR#||#RH!K:#||#K:TR#||#KFR#||#FCR#||#kfr-kafir#||#g:br-gabere#||#vch!-vücuh#||#k:tr-katere#||#rh!k:-irhak#||#fcr-facir#||#yvm-yevme-izin#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌ * تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌ * أُوْلَئِكَ هُمُ الْكَفَرَةُ الْفَجَرَةُ
Ve vucûhun yevmeizin aleyhâ gaberah(gaberatun). * Terhekuhâ katerah(kateratun). * Ulâike humul keferetul fecerah(feceratu).
Facir
ف ج رFCR
Haktan sapan. Haram ve günaha dalmış kötü insan. Günahı bilerek işleyen.
Dşl.FacireÇğl.FecereÇğl.Füccar
Aynı kökten:fecr fecir İfcar İnficar mütefeccir Salatül fecr tefeccür Tefeccürât Facir Facire Fecere Füccar Fücur
Gabere
غ ب رG:BR
Ağaçlık yer. / Tozlanmış olan. / Bir şey üzerine çökmüş toz.
Aynı kökten:Gaber Gabere Gabir Gabr
Katere
ق ت رK:TR
Bir şey üzerine çökmüş toz. İs gibi bir karanlık, katran. Toz. / Kebap yapmak. Pişmiş şeyin kokması.
Aynı kökten:Katere Katr Katura Maktur Muktir Taktir
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
İrhak
ر ه قRH!K:
Sıkıntı ve eziyet etme. Zorlama, sıkma. Bulaşma. İstila etme. ?örtmek, üstüne gitmek, çatmak
Aynı kökten:İrhak Rahk Rehak Rehket Rehk Terhik Terhuk
vech
vecih
و ج هVCH!
Yüz, çehre. Tarz, üslub. Bir şeyin ön tarafı. Her şeyin karşısına gelen ve karşısında olan. Satıh. Ön. Alın. Cephe. Tarih. Suret. Sebeb. Bir şeyin nefsi ve zatı. Bir şeyin kendisi. Semt. Cihet. Münasebet. İmkan. Kur'an-ı Kerim okunuşundaki farklar. Bir memleketin ileri gelenleri.
Dşl.vichetÇğl.vücuh
Aynı kökten:Müteveccih Müteveccihîn Müvecceh tevacüh teveccüh Teveccühât Vecahet vech vecih vichet vücuh Veche vicah
Yevme-izin
ي و مYVM
Herkesin kendisinde olan, o belirsiz gün.
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevme-izin Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
O gün nice yüzler de vardır ki, toz toprak içindedirler. Onları bir siyahlık bürür. İşte onlar, kâfirlerdir, günaha dalanlardır.
82. İNFİTAR / 1-2-3-4-5
• Sema fatr olduğunda
• ve kevkebler nesr edildiklerinde
• ve bahrlar fecr ettirildiğinde
• ve kabirler baseret olduğunda
nefs takdim ettiği ve tehir ettiği şeylere alimdir!
Ahiret SMV FT:R KVKB NS!R BHR FCR K:BR BA:S!R A:LM NFS K:DM eH:R .mid5559.ss82.as1.ssİNFİTAR.ns82.nyMEKKE.cs30.syf586.sure.82.xxxAhiretx.ss82.as2.ss82.as3.ss82.as4.ss82.as5.x#eh:r-ahhar#||#smv-sema#||#a:lm-alim#||#nfs-nefs#||#ft:r-fatr#||#ns!r-nesr#||#kvkb-kevkeb#||#bhr-bahr#||#fcr-fecr#||#ba:s!r-baseret#||#k:br-kabir#||#k:dm-takdim#x#SMV#||#FT:R#||#KVKB#||#NS!R#||#BHR#||#FCR#||#K:BR#||#BA:S!R#||#A:LM#||#NFS#||#K:DM#||#eH:R#||#eh:r-ahhar#||#smv-sema#||#a:lm-alim#||#nfs-nefs#||#ft:r-fatr#||#ns!r-nesr#||#kvkb-kevkeb#||#bhr-bahr#||#fcr-fecr#||#ba:s!r-baseret#||#k:br-kabir#||#k:dm-takdim#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
إِذَا السَّمَاء انفَطَرَتْ * وَإِذَا الْكَوَاكِبُ انتَثَرَتْ * وَإِذَا الْبِحَارُ فُجِّرَتْ * وَإِذَا الْقُبُورُ بُعْثِرَتْ * عَلِمَتْ نَفْسٌ مَّا قَدَّمَتْ وَأَخَّرَتْ
İzes semâunfetaret. * Ve izel kevâkibunteseret. * Ve izel bihâru fucciret. * Ve izel kubûru bu’siret. * Alimet nefsun mâ kaddemet ve ahharet.
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Ba'seret
ب ع ث رBA:S!R
alt-üst olmak. İnkılâb. Karıştırma. Bulandırma. Meydana çıkma. Kirli leke. Dikkatle teftiş etme. Keşif ve istihrac etme. Perâkende edip dağıtma.
Aynı kökten:Ba'seret
bahr
bahir
ب ح رBHR
Deniz. Büyük göl veya nehir. Yarmak, yırtmak. Çok yürüyen at. İyi kimse. Deve hastalığı.
Çğl.BihârÇğl.EbhârÇğl.Buhur
Aynı kökten:Bâhire bahr bahir Bihâr Ebhâr Buhur bahri bahriye Bahriyyun ibhar İstibhar müstebhir Mütebahhir Mütebahhirîn tebahhur
kontrol-giriş
Aynı kökten:
fecr
fecir
ف ج رFCR
Çatlama, yarılma. (Su) Akma. (Tanyeri) Ağarma. Bir şeyi genişçe ikiye ayırmak. Günah işlemek. Fücur ve fısk işlemek. Yalan söylemek. İsyan ve muhalefet eylemek. Haktan sapmak. Meyletmek. Söğmek. Bühtan eylemek.
Aynı kökten:fecr fecir İfcar İnficar mütefeccir Salatül fecr tefeccür Tefeccürât Facir Facire Fecere Füccar Fücur
Fatr
ف ط رFT:R
Bir şeye başlamak. / İcab eylemek. / Yarık, çatlak. Yarmak. / Yaratmak. / Oruç tutanın orucunu açması.
Aynı kökten:Fatır Futur Fâtır Fatr Fatur Fetur Fıtr Fıtra Fitre fıtrat Fıtrî İd-i Fıtr iftar İftariyye infitar Mefatır Muftır Munfatır Münfatır
Kabr
Kabir
ق ب رK:BR
Mezar. Merkad. Ölünün toprağa gömüldüğü yer.
Çğl.KuburÇğl.Makabir
Aynı kökten:Kabr Kabir Kubur Makabir Makber Mekabir Makbur
takdim
ق د مK:DM
Arzetmek. Sunmak. Küçük bir kimseyi yaş, amel, mevki ve takva itibariyle büyük bir kimse ile tanıştırmak. Öne geçirmek, bir şeyi başka bir şeyden önde tutmak. Bir büyüğün önüne geçip bir şey vermek.
Çğl.Takdimât
Aynı kökten:Akdem İkdam İkdamat İstikdam kadem akdam Kademe Kademiyye kadim kudema kıdem Kuddam Kudum Kudumiyye Makdem Makadim Mâtekaddem Mikdam Makadim Mukaddema Mukaddemat Mukaddeme mukaddim Mukaddime Mukaddimat Mukdim Müstakdim Mütekaddim Mütekaddimîn mütekadim Takadüm Tekadüm takdim Takdimât Takdime Tekadim tekaddüm Takaddüm
Kevkeb
ك و ك بKVKB
Yıldız. Parıldamak.
Çğl.Kevakib
Aynı kökten:Kevkeb Kevakib Kevkebe Kevkebî Mükevkeb
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
nesr
nesir
ن ث رNS!R
Çoğaltmak, saçmak, yaymak. / serpmek, acele etmek veya hızlı olmak. / Manzum olmayan söz veya yazı.
Çğl.nüsur
Aynı kökten:İntisar mensur müntesir mütenasir nesr nesir nüsur nüsur
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Diyanet Meali:
Gök yarıldığı zaman, Yıldızlar saçıldığı zaman, Denizler kaynayıp fışkırtıldığı zaman, Kabirlerin içindekiler dışarı çıkarıldığı zaman, Herkes yaptığı ve yapmadığı şeyleri bilecek.
82. İNFİTAR / 14-15
Muhakkak, facirler elbette cahimdedirler. Din yevminde ona saly edilecekler.
Ahiret FCR CHM S:LY YVM DYN .mid5564.ss82.as14.ssİNFİTAR.ns82.nyMEKKE.cs30.syf586.sure.82.xxxAhiretxxcehennemxyevmxx.ss82.as15.x#yvm-yevm#||#chm-cahim#||#fcr-facir#||#s:ly-saly#||#dyn-din#x#FCR#||#CHM#||#S:LY#||#YVM#||#DYN#||#yvm-yevm#||#chm-cahim#||#fcr-facir#||#s:ly-saly#||#dyn-din#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَإِنَّ الْفُجَّارَ لَفِي جَحِيمٍ * يَصْلَوْنَهَا يَوْمَ الدِّينِ
Ve innel fuccâre lefî cahîm(cahîmın). * Yaslevnehâ yevmed dîn(dîni).
Cahim
ج ح مCHM
Çok sıcak yer. Şiddetli ve kat kat birbiri üzerine yanan ateş. Çukur yerde yanan ateş. Cehennem'in bir tabakası.
Aynı kökten:Cahim Cahme Ceham Cehamet cühumet Echam Cahmâ İcham
din
د ي نDYN
Din; ALLAH ile halkettikleri arasında ki münasebetin düzeni, nizamıdır.
Çğl.Edyan
Aynı kökten:Âdine din Edyan diyanet Ladinî mütedeyyin Deyn Düyun İdane İstidane Medîn Müstedîn Tedeyyün
Facir
ف ج رFCR
Haktan sapan. Haram ve günaha dalmış kötü insan. Günahı bilerek işleyen.
Dşl.FacireÇğl.FecereÇğl.Füccar
Aynı kökten:fecr fecir İfcar İnficar mütefeccir Salatül fecr tefeccür Tefeccürât Facir Facire Fecere Füccar Fücur
Saly
ص ل يS:LY
Ateşe girmek. Tutuşturmak. Ateşte pişirmek. Sıkıntı çekerek yanmak.
Aynı kökten:Saly Tasalli
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevme-izin Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
Şüphesiz, günahkârlar da cehennemdedirler. Hesap ve ceza günü oraya gireceklerdir.
83. MUTAFFİFİN / 7
Hayır!
Muhakkak facirlerin kitabları elbette siccindedir.
AhiretSiccin KTB FCR SCN .mid5569.ss83.as7.ssMUTAFFİFİN.ns86.nyMEKKE.cs30.syf587.sure.83.xxxAhiretxSiccinxxxkitabxxx#ktb-kitab#||#fcr-facir#||#scn-siccin#x#KTB#||#FCR#||#SCN#||#ktb-kitab#||#fcr-facir#||#scn-siccin#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
كَلَّا إِنَّ كِتَابَ الفُجَّارِ لَفِي سِجِّينٍ
Kellâ inne kitâbel fuccâri le fî siccîn(siccînin).
Facir
ف ج رFCR
Haktan sapan. Haram ve günaha dalmış kötü insan. Günahı bilerek işleyen.
Dşl.FacireÇğl.FecereÇğl.Füccar
Aynı kökten:fecr fecir İfcar İnficar mütefeccir Salatül fecr tefeccür Tefeccürât Facir Facire Fecere Füccar Fücur
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
Siccin
س ج نSCN
Sert, şiddetli olan şey. Dâim olan. Fâsık ve fâcirlerin amel defterlerinin konulduğu yer. Cehennemde bir vâdi'nin adı. Fâcirlerin ruhunun gittiği yer. Kendini hapis etmek.
Aynı kökten:Mescen Mescun Seccan Siccin Sicn Sücun Tescin
Diyanet Meali:
Hayır, günahkârların yazısı, muhakkak “Siccîn”dedir.
89. FECR / 1-2-3-4
Yemin olsun!
• Fecre…
• ve aşr geceye…
• ve çift (sayıda) olana... ve tek (sayıda) olana…
• ve isra ettiğinde geceye!
Yemin FCR LYL A:ŞR ŞFA: VTR LYL SRY .mid5626.ss89.as1.ssFECR.ns10.nyMEKKE.cs30.syf592.sure.89.xxxYeminxxsayıxx.ss89.as2.ss89.as3.ss89.as4.x#lyl-leyl#||#şfa:-şef#||#fcr-fecr#||#a:şr-aşr#||#vtr-vitr#||#sry-isra#x#FCR#||#LYL#||#A:ŞR#||#ŞFA:#||#VTR#||#LYL#||#SRY#||#lyl-leyl#||#şfa:-şef#||#fcr-fecr#||#a:şr-aşr#||#vtr-vitr#||#sry-isra#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَالْفَجْرِ * وَلَيَالٍ عَشْرٍ * وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ * وَاللَّيْلِ إِذَا يَسْرِ
Vel fecr(fecri). * Ve leyâlin aşr(aşrın). * Veş şef’ı vel vetr(vetri). * Vel leyli izâ yesr(yesri).
aşr
Aşir
ع ش رA:ŞR
On. On adetten birisini almak. On etmek. Onluk, on tanelik bölüm. Onda bir. On kısma taksim edilen bir şeyin herbir parçası. Kur'an-ı Kerimin on cüz'ünden herbiri veya on ayetlik bir parçası. Refakatçi. Çokluk. Şirket. Dost, yardımcı, yardak. Koca. Kabile. Kötülükte yardımcılık eden. Sahip. Toz.
Aynı kökten:Aşir Aşiret aşr Aşir İşrin Mi'şar Muaşşer Muaşşir Öşür A'şar
fecr
fecir
ف ج رFCR
Çatlama, yarılma. (Su) Akma. (Tanyeri) Ağarma. Bir şeyi genişçe ikiye ayırmak. Günah işlemek. Fücur ve fısk işlemek. Yalan söylemek. İsyan ve muhalefet eylemek. Haktan sapmak. Meyletmek. Söğmek. Bühtan eylemek.
Aynı kökten:fecr fecir İfcar İnficar mütefeccir Salatül fecr tefeccür Tefeccürât Facir Facire Fecere Füccar Fücur
Leyl
Leyle
ل ي لLYL
Gece.
Çğl.LeyalÇğl.Leyail
Aynı kökten:Leyl Leyle Leyal Leyail Leyla Leyle-nehara
İsrâ
س ر يSRY
Yürütmek. Göndermek. Gece yürüyüşü. (sürat ve serilik içerir.)
Aynı kökten:İsrâ israil İsrailoğulları Benî İsrâil Sari Sâriye Seriyy Seriyy Esriye Seryân Seriyye Seraya Sery Serye seryâ Sirayet Suriye
Vitr
Vetr
و ت رVTR
Tek. Bir. Yalnız. Tenha. / İki şeyin (bir çiftin) arasında tek olan. / İki şeyin birleşmesinden oluşan teklik. / Yatsı namazını kılmakla vakti giren üç rekat namaz. / Arefe günü. Kurban bayramından bir önceki gün.
Aynı kökten:Mütevatir Mütevatirat Mütevettir Mütevettire Tetra Tevatür Tevatürât Veter Evtar Vetire Vetâir Vitr Vetr
Şef'
ش ف عŞFA:
Çift. Kurban bayramı günü. Namazların her iki rek'atı demektir. Dört rek'atlı bir namazın evvelki iki rek'atında Şef'-i evvel, diğer iki rek'atına da Şef'-i Sâni denilir. Üç rek'atlı namazın üçüncü rek'atı da Şef'i sâni'dendir.
Aynı kökten:Eşfa' şafi Şefi' Şef' Şefa Şefaat
Diyanet Meali:
Tan yerinin ağarmasına andolsun, On geceye andolsun, Çifte ve teke andolsun, Geçip giden geceye andolsun (ki, müşrikler azaba uğrayacaklardır).
91. ŞEMS / 1-2-3-4-5-6-7-8
Yemin olsun!
• Güneşe ve duhaya…
• Tilv olduğunda, kamere…
• Cilalandığında, gündüze…
• Gışa olduğunda, geceye…
• Semaya... ve onu bina edene…
• Arza... ve onu taha edene...
• Nefse... ve onu sevva edene…
• ve ardından fücuru ve takvayı ona ilham edene!
Yemin ŞMS D:HV K:MR TLV NH!R CLV LYL G:ŞV SMV BNY eRD: T:HV NFS SVY LH!M FCR VK:Y .mid5645.ss91.as1.ssŞEMS.ns26.nyMEKKE.cs30.syf594.sure.91.xxxYeminx.ss91.as2.ss91.as3.ss91.as4.ss91.as5.ss91.as6.ss91.as7.ss91.as8.x#bny-bina#||#lyl-leyl#||#k:mr-kamer#||#nh!r-nehar#||#erd:-arz#||#smv-sema#||#şms-şems#||#nfs-nefs#||#d:hv-duha#||#tlv-tilv#||#clv-cila#||#g:şv-gışa#||#t:hv-taha#||#svy-sevva#||#fcr-fücur#||#vk:y-takva#||#lh!m-ilham#x#ŞMS#||#D:HV#||#K:MR#||#TLV#||#NH!R#||#CLV#||#LYL#||#G:ŞV#||#SMV#||#BNY#||#eRD:#||#T:HV#||#NFS#||#SVY#||#LH!M#||#FCR#||#VK:Y#||#bny-bina#||#lyl-leyl#||#k:mr-kamer#||#nh!r-nehar#||#erd:-arz#||#smv-sema#||#şms-şems#||#nfs-nefs#||#d:hv-duha#||#tlv-tilv#||#clv-cila#||#g:şv-gışa#||#t:hv-taha#||#svy-sevva#||#fcr-fücur#||#vk:y-takva#||#lh!m-ilham#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَالشَّمْسِ وَضُحَاهَا * وَالْقَمَرِ إِذَا تَلَاهَا * وَالنَّهَارِ إِذَا جَلَّاهَا * وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَاهَا * وَالسَّمَاء وَمَا بَنَاهَا * وَالْأَرْضِ وَمَا طَحَاهَا * وَنَفْسٍ وَمَا سَوَّاهَا * فَأَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوَاهَا
Veş şemsi ve duhâhâ. * Vel kameri izâ telâhâ. * Ven nehâri izâ cellâhâ. * Vel leyli izâ yagşâhâ. * Ves semâi ve mâ benâhâ. * Vel ardı ve mâ tahâhâ. * Ve nefsin ve mâ sevvâhâ. * Fe elhemehâ fucûrehâ ve takvâhâ.
Bina'
bina
ب ن يBNY
Yapı, ev. Yapma, kurma. Bünye sahibi etme, vücudlama. / Gr: Müteaddi, lâzım, meçhul, mütavaat gibi fiillerin esasını mevzu yapan kitab.
Çğl.Ebniye
Aynı kökten:bani beni benin benün benna bin Bina' bina Ebniye binaen binaenaleyh bint Bunni bünyan bünye ibn ibne benin benün ebna İbtina' Tebniye
Cilâ
ج ل وCLV
Parlaklık, parlatma, perdaht, lostura.
Aynı kökten:Celâ' Cilâ Cilve Celevat İclâ İncila Mütecelli tecelli tecella Tecelliyat Tecliye
Duha
ض ح وD:HV
Kuşluk vakti. Güneş. Güneşin ufukta bir mızrak boyu yükselerek, çıplak gözle bakılamaz olduğu zaman.
Aynı kökten:Adhâ Daha' Dahv Dahve Dahye Duhye Duha Idha' Idhiyan Îd-i Adhâ Tadhiye Udhiye
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
Fücur
ف ج رFCR
Dinsiz ve ahlâksızların durumu. Günah. Zina. Şeytani iştah.
Aynı kökten:fecr fecir İfcar İnficar mütefeccir Salatül fecr tefeccür Tefeccürât Facir Facire Fecere Füccar Fücur
Gışa
غ ش وG:ŞV
Örtü, perde. Zar. Deri. Kabuk. Üst tabaka. Zarf. Mahfaza.
Çğl.Agşiye
Aynı kökten:Gaşiye Gavaş Gaşve Gışâve Gaşy Gaşyet Gaşyet-i Mevt Gışa Agşiye Gışavet İstigşa' Magşi Mugaşşî Mugşa Mütegaşşi Tagaşşi Tegaşşi Tagşiye
kamer
ق م رK:MR
Ay. Ay ışığında uyumayıp uyanık durmak.
Çğl.Akmar
Aynı kökten:kamer Akmar Mukmir Mukmire
İlham
ل ه مLH!M
İçgüdü, doğal his, ilham. Allah tarafından kalbe gelen mâna.
Çğl.İlhamat
Aynı kökten:İlham İlhamat Lehm
Leyl
Leyle
ل ي لLYL
Gece.
Çğl.LeyalÇğl.Leyail
Aynı kökten:Leyl Leyle Leyal Leyail Leyla Leyle-nehara
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
nehar
ن ه رNH!R
Fecrin doğuşundan güneşin batışına kadar olan aydınlık. Gündüz. Toy kuşunun yavrusu.
Çğl.Enhür
Aynı kökten:Müstenhir nehar Enhür Nehr nehir Enhar Enhür
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
sevva
س و يSVY
Seviye. Seviyeleme. Seviyelendiren, düzelten. Doğruya götüren.
Aynı kökten:istiva Masiva müsavi Mütesavi Mütesevvi Seva Seviyy seviye Seviyye sevva Siva Tesavi tesviye
Taha
ط ح وT:HV
Yaymak, döşeyip düzgün sermek. Arzın hayata münasip şekilde döşenmesi. Düzgün arz. "Serdi" manasına.
Aynı kökten:Taha Taha' Tahi Tahv
tilv
ت ل وTLV
Tabi olmak. Takib etmek, arkasına düşmek.
Aynı kökten:Tali tilavet tilv Tülüv
Takva
و ق يVK:Y
Göreve saygı duymak. Emir, tavsiye ve sorumluluklara, sevgi ve saygı duygusu ile riayet etmek, titizlik göstermek. / Esirgemek. Muhafaza etmek. Korumak. Güvene almak. / Eksiklik ve yetersizlikten çekinmek, korku duymak. / Kendisine duyulan güveni zedelemekten, sevgi ve saygıyı kaybetmekten duyulan korku ile sorumluluk bilinci.
Aynı kökten:Etka İttika Muttaki Müttakîn Takıyye Takke Taki Takva Tevkıye Tukat Ku Vâkî Vaky Vıky Vika Veka Vikaye Taka Tevakki Tukye
şems
ش م سŞMS
Güneş
Çğl.Şümus
Aynı kökten:Müşemmes Müteşemmis şems Şümus şemsiye Teşemmüs Teşmis
Diyanet Meali:
Güneşe ve onun aydınlığına andolsun, Onu izlediğinde Ay’a andolsun, Onu ortaya çıkardığında gündüze andolsun, Onu bürüdüğünde geceye andolsun, Göğe ve onu bina edene andolsun, Yere ve onu yayıp döşeyene andolsun, Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.
97. KADİR / 3-4-5
Kadir Gecesi, bin aydan hayrdır.
Onda… emirlerin tamamından… Rabblerinin izni ile Melekler ve Ruh tenezzül eder.
Fecrin tulu ettiği zamana kadar selamdır o!
Bin ay süreci yaklaşık 83 yıl yapmaktadır. Bu, bir insan ömrü olarak kabul edilir.
Kadir GecesiRuh LYL K:DR H:YR eLF ŞH!R NZL MLK RVH eZ!N RBB KLL eMR SLM T:LA: FCR .mid5689.ss97.as3.ssKADİR.ns25.nyMEKKE.cs30.syf598.sure.97.xxxKadir GecesixRuhxxsayıxx.ss97.as4.ss97.as5.xxxvaadxxhaberxxx#kll-külli#||#lyl-leyl#||#elf-elf#||#emr-emir#||#rbb-rabb#||#şh!r-şehr#||#h:yr-hayr#||#slm-selam#||#k:dr-kadir#||#mlk-melek#||#nzl-tenezzül#||#ez!n-izin#||#rvh-ruh#||#t:la:-tulu#||#fcr-fecr#x#LYL#||#K:DR#||#H:YR#||#eLF#||#ŞH!R#||#NZL#||#MLK#||#RVH#||#eZ!N#||#RBB#||#KLL#||#eMR#||#SLM#||#T:LA:#||#FCR#||#kll-külli#||#lyl-leyl#||#elf-elf#||#emr-emir#||#rbb-rabb#||#şh!r-şehr#||#h:yr-hayr#||#slm-selam#||#k:dr-kadir#||#mlk-melek#||#nzl-tenezzül#||#ez!n-izin#||#rvh-ruh#||#t:la:-tulu#||#fcr-fecr#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِّنْ أَلْفِ شَهْرٍ * تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِم مِّن كُلِّ أَمْرٍ * سَلَامٌ هِيَ حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ
Leyletul kadri hayrun min elfi şehr(şehrin). * Tenezzelul melâiketu ver rûhu fîhâ bi izni rabbihim min kulli emrin. * Selâmun hiye hattâ matlaıl fecr(fecri).
Elf
ا ل فeLF
1000 Bin sayısının ismi. Bin adet şey vermek. Ünsiyet eylemek.
Çğl.AlafÇğl.Uluf
Aynı kökten:Elf Alaf Uluf Elif ilaf Me'lufiyet Mulif Müellef Müellefe Müellefe Müellif Müellifîn Müteehhil Müteellif Mü'telif Teehhi Teehhül Te'lif Uluf Ülfet
emir
ا م رeMR
Emredici olan. Seyyid. Şerif. Yüksek rütbeli zabit. Bir memleketin, bir aşiretin veya kabilenin reisi. Büyük ve meşhur bir soydan gelen. Hz.Peygamber'in (A.S.M.) soyundan gelen. Zengin.
Çğl.Ümera
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
izn
izin
ا ذ نeZ!N
Yasağı kaldırmak. Bir şeye ruhsat vermek. Yol vermek. Hizmetten çıkarmak.
Aynı kökten:ezan izan izn izin Me'zene Meâzin Me'zun Me'zunîn Me'zuniyet Müezzin Müezzinîn müste'zen müste'zin Te'zin üzn Azan
fecr
fecir
ف ج رFCR
Çatlama, yarılma. (Su) Akma. (Tanyeri) Ağarma. Bir şeyi genişçe ikiye ayırmak. Günah işlemek. Fücur ve fısk işlemek. Yalan söylemek. İsyan ve muhalefet eylemek. Haktan sapmak. Meyletmek. Söğmek. Bühtan eylemek.
Aynı kökten:fecr fecir İfcar İnficar mütefeccir Salatül fecr tefeccür Tefeccürât Facir Facire Fecere Füccar Fücur
hayr
hayır
خ ي رH:YR
Hayy olana rücu etmek. Emre amede ve itaatkar olmak. Meşru davranış. En iyi, seçkin. Seçmek.
Çğl.HayratÇğl.HıyarÇğl.Ahyar
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
kadir
ق د رK:DR
Bir işi yapmaya gücü yeten. Mukaddir. Muktedir. Kudreti mutlak olan ve her hususa muktedir olan. El Kadir : Muhakkak becermek. Muktedirde becermiş olmak. Kudret. Kudret sâhibi ve herşeye kudreti yeten. Nihayetsiz kudret sahibi.
Aynı kökten:Akder İkdar İktidar kader kadir Kadr Kıdr Kudur kudret Akdar Makderet makdur Makdurat Mikdar mukadder Mukadderat Mukaddir Mukaddirîn muktedir Muktedirîn takdir Tekadir
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
Leyl
Leyle
ل ي لLYL
Gece.
Çğl.LeyalÇğl.Leyail
Aynı kökten:Leyl Leyle Leyal Leyail Leyla Leyle-nehara
melek
Meleke
م ل كMLK
Yetenek, kabiliyet, tasarruf etme gücü. / Tekrar tekrar yapılan bir iş veya tecrübeden sonra hasıl olan bilgi ve mehâret. Meleke. / Madde ile mananın kesiştiği yer. / İnsan duyuları tarafından algılanamayan, nurdan yaratılmış, fıtratları sâfi, masum mahluk. / Güzel huylu ve güzel olan kimse. / "ülûk" mastarından "elçi, sefir" anlamı olduğu da iddia edilmiştir.
Çğl.MelekâtÇğl.Melaike
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
tenezzül
ن ز لNZL
İnme, düşme. / Aşağılama. / Gönül alçaklığı. / Karşısındakinin seviyesine göre tevâzu ile konuşmak. / Yavaş yavaş inmek. / Mekanını yukarıdan aşağıya nakletmek.
Çğl.Tenezzülât
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Ruh
ر و حRVH
Allah'ın hayatının her canlıdan tezahürü, can. / Rüzgar. Koku. / Öğleden akşama kadar olan vakit. / Bir şeyin tahsil edilmesinden duyulan neşe. / Bir amaca, davaya adanmışlığın ortaya çıkardığı gayret. / Dava edinilen amaca ulaşma hasretinini verdiği heyecan.
Çğl.Ervah
Aynı kökten:Erih Mirvaha Mervaha Merâvih Müsterhî Müterevvih Rayiha Riha Revâih Revayih Reha' Revah revan Revh Revha Reyhan Rih Riyah Ruh Ervah Ruha Ruhanî Ruhaniyyun Ruh-ul Kuds Teravih Terviha Terevvuh İrahe İstirahat Müsterih Rahat Rahi Ravh Ravvah
selam
س ل مSLM
Selamet. Emniyet. Barış. Huzur. Esenlik. Rahatlık. Bütün korktuklarından emin olma. Salim olma. / Gelip geçici olmama. / Aşina, bilindik. / Söz veya işaretle nezaket gösterme, esenlik dileme, merhaba. / Selam Allah'tandır. Es Selam : Herşeyinde bir selam, bir rahatlık, bir esenlik var demektir. Kuddüsüs Selam; takdis edildiği zaman rahatlık temin edilir. Hastalığın arkasından hissedilen rahatlık gibi.
Aynı kökten:Darus Selam Eslem Hz. Süleyman İslam İstislam Müsaleme Müsellem Müselleme Müsellim Müslim Müslüman Müslime Müslimûn Müsteslim Müsteslimîn Mütesellim salim salime Sâlimîn selam selamet Selamun Aleykum selem Seleme selim Selime Silm Selm Tesalüm Tesellüm Teslim Teslimat Teslimiyet Derece-i Süllem Süllem Selalim
tulu'
ط ل عT:LA:
Doğma, doğuş. Birden zuhur etme. Hücum etme. Bir şeye vakıf olup bilme. Hazırlıksız olarak birden kalbe gelen mana, ilham.
Çğl.tuluat
Aynı kökten:ıstıtla' İstıtlâât ıtla' ıttıla' matla meteali Muttali' müteala Tal' tali' talia talih tulu' tuluat
şehr
ش ه رŞH!R
Ayın bir tur zamanı, 30 günlük zaman. Bir şeyi izhar etmek. Teşhir etmek.
Çğl.eşhürÇğl.şühur
Aynı kökten:Fiş şehril kadim işhar meşhur müşahere şehr eşhür şühur şöhret teşhir
Diyanet Meali:
3. Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. 4. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. 5. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.
Arama Kriterleri: (Sure: ) (Ayet: ) (Aranan: )