Kelam-ı Kadim için Duru Sözlük

Duru Sözlük'te... KÖK Ara: KELİME Ara: ANLAM içinde Ara:
ZLZL etiketli kayıtlar

KELİMEANLAM
zilzal
Zülzal
ز ل ز لZLZL
Zelzele. Deprem. Arzın sarsıntısı.
DuruMeal'de toplam 4 kayıtta geçiyor.
Aynı Kökten Türeyen:zilzal Zülzal
##zilzal##zülzal##ZLZL-zilzal##ZLZL-zülzal##
4 Kayıt Listeleniyor...
ZLZL kelime kökünün geçtiği -4- ayet listesi
SURE
2. BAKARA / 214
Yoksa siz, öncenizden halvet olanların meseli size verilmeden, cennete dahil olacağınızı mı hesab ediyorsunuz!?
Onlara beis ve darr ve zilzal mess olmuştu.
Hatta, Rasul ve onunla beraber iman edenler "ALLAH'ın nasrı ne zaman!" demişlerdi.
Değil mi ki... muhakkak ki ALLAH'ın nasrı karibdir!?
HSB DH:L CNN eTY MS!L H:LV K:BL MSS BeS D:RR ZLZL K:VL RSL eMN NS:R NS:R K:RB .mid203.ss2.as214.ssBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf32.sure.2.xxxxxcennetxrasulximanxxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxx#k:bl-kabl#||#emn-iman#||#dh:l-dahil#||#mss-mess#||#d:rr-darr#||#cnn-cennet#||#zlzl-zilzal#||#k:rb-karib#||#rsl-rasul#||#hsb-hesab#||#ms!l-mesel#||#h:lv-halvet#||#bes-beis#||#ns:r-nasr#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#HSB#||#DH:L#||#CNN#||#eTY#||#MS!L#||#H:LV#||#K:BL#||#MSS#||#BeS#||#D:RR#||#ZLZL#||#K:VL#||#RSL#||#eMN#||#NS:R#||#NS:R#||#K:RB#||#k:bl-kabl#||#emn-iman#||#dh:l-dahil#||#mss-mess#||#d:rr-darr#||#cnn-cennet#||#zlzl-zilzal#||#k:rb-karib#||#rsl-rasul#||#hsb-hesab#||#ms!l-mesel#||#h:lv-halvet#||#bes-beis#||#ns:r-nasr#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
اَمْ حَسِبْتُمْ اَنْ تَدْخُلُوا الْجَنَّةَ وَلَمَّا يَأْتِكُمْ مَثَلُ الَّذ۪ينَ خَلَوْا مِنْ قَبْلِكُمْۜ مَسَّتْهُمُ الْبَأْسَٓاءُ وَالضَّرَّٓاءُ وَزُلْزِلُوا حَتّٰى يَقُولَ الرَّسُولُ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مَعَهُ مَتٰى نَصْرُ اللّٰهِۜ اَلَٓا اِنَّ نَصْرَ اللّٰهِ قَر۪يبٌ
Em hasibtum en tedhulûl cennete ve lemmâ ye’tikum meselullezîne halev min kablikum messethumul be’sâu ved darrâu ve zulzilû hattâ yekûler resûlu vellezîne âmenû meahu metâ nasrullâh(nasrullâhi), e lâ inne nasrallâhi karîb(karîbun).
beis
ب ا سBeS
Azab, şiddet. Korku. Zarar, ziyan. Zorluk, meşakkat, zahmet. Fenalık. Savaşta şiddetli harekette bulunmak veya sıkıntı ve fakirlikten fena durumda olmak.
Aynı kökten:beis
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
Darr
ض ر رD:RR
Zarar, ziyan. Ed Darr : Sığınılacak nokta. sığınılan fiilidir. Sığınılacak her yer darr dır. Oturduğumuz yerde darrdır. rica etmek de darrdır.
Aynı kökten:azarr Darr Izrar Idrar mazrur Mutazarrır Muzırrîn Muztar Müztar Muztarrîn Tadarr Tazarrur Tazrir zarar zarr Azrar Zaruret Zarurat
dahil
د خ لDH:L
İçeri. İç. İçinde. İçeri girmiş. Girmek, karışmak. Dokunmak. Taarruz etmek, müdâhale eylemek.
Aynı kökten:dahil dahl Dehal Dehalet duhul İddihal İdhal İdhalât Medhal Medahil Medhul müdahil Müdahilîn Müdahilan Müdhal Müdhil Mütedahil
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
halvet
خ ل وH:LV
Yalnızlık. Tek başına kalmak. Tenhaya çekilme. Gizlilik. Geçmiş gitmiş olma. Devri geçmiş olma.
Aynı kökten:Halâ' Halevat Hali Ahliya Haliyen Haliyye Halle halvet Hilv Hulüv Hulu Ihla' İhla Tahalli Tahliye Tehi
hesab
ح س بHSB
Hesab. Hesab etmek. Sanmak, zannetmek. Öyle kabul etmek. Ödenmesi gereken bedel.
Çğl.Hüsbân
Aynı kökten:Ahseb Hasb Haseb Hasbî Hasbüna Hasib hesab Hüsbân Husban İhsab İhtisab Mahsub Mahsubât Muhasebe Muhasib
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
karib
ق ر بK:RB
Çok yakın. En yakın. / Yakın hısım.
Aynı kökten:akraba Ekarib Akrebiyyet iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb kurbiyet Kurban Karabin kurbet karabet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
mesel
م ث لMS!L
Bir umumi kaideye delalet eden meşhur söz. Ata sözü. İbretli ve küçük hikaye. Dokunaklı ve manalı söz. Benzer. Misil. Delil. Hüccet.
Çğl.EmsalÇğl.Emsile
Aynı kökten:İmtisal İstimsal mesel Emsal Emsile Mesela Meselen Mesil Mesulat misal Müsül Emsal misl misil Emsel Mümessel mümessil Temessül temsil Temsilât Timsal Temasil Ümsüle
mess
م س سMSS
Yapışmak, değmek, dokunmak. Meydana gelmek.
Aynı kökten:Emess Mass mess Misas Mümas Mümasse mütemass Temass temas
nasr
ن ص رNS:R
Yardım. Yenme. Zafer. Başarı. Yağmurun her yeri sulaması.
Aynı kökten:İntisar istinsar mensur mansur Minsar minsir Münasara Müstansır Mütenasır nasır Nasırîn Nussar ensar nasr nusret Nusrat Tenasur mütenassır nasrani Nasara Tansir Tenassur
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
zilzal
Zülzal
ز ل ز لZLZL
Zelzele. Deprem. Arzın sarsıntısı.
Aynı kökten:zilzal Zülzal
Diyanet Meali:
Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü’minler, “Allah’ın yardımı ne zaman?” diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı. İyi bilin ki, Allah’ın yardımı pek yakındır.
22. HACC / 1
Ey nas!
Rabbinize ittika edin. Çünkü saatin zelzelesi azim şeydir.
NVS VK:Y RBB ZLZL SVA: ŞYe A:Z:M .mid2718.ss22.as1.ssHACC.ns103.nyMEKKE.cs17.syf331.sure.22.xxxxxsaatxxxxemirxxyasakxxx#şye-şey#||#nvs-nas#||#sva:-saat#||#rbb-rabb#||#a:z:m-azim#||#vk:y-ittika#||#zlzl-zilzal#x#NVS#||#VK:Y#||#RBB#||#ZLZL#||#SVA:#||#ŞYe#||#A:Z:M#||#şye-şey#||#nvs-nas#||#sva:-saat#||#rbb-rabb#||#a:z:m-azim#||#vk:y-ittika#||#zlzl-zilzal#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْ إِنَّ زَلْزَلَةَ السَّاعَةِ شَيْءٌ عَظِيمٌ
Yâ eyyuhen nâsuttekû rabbekum, inne zelzeletes sâati şey’un azîm(azîmun).
Azîm
ع ظ مA:Z:M
Azimet eden. Gidici. // Büyük. Yüce. Çok ileri. Ç: İzam, Uzema' El Azim : Mutlakiyet, mutlak yapmak, olmak fiili. Biz de azmimizde ALLAH'ın azmi ile beraberiz. Bazen duymayız, gafil oluruz. Daima hassas olmak icab eder. AZAMETLİ OLAN
Aynı kökten:A'zam Uzma azamet A'zami Azamût Azîm Azime Azâim Âzime azm izam izamen İzz muazzam muazzamat Müteazzım Taazzum Taazzumat Ta'zim Ta'zimat Uzm
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Saat
Sı'va'
س و عSVA:
Bir günün yirmi dörtte biri, saat. Zaman, vakit. Muayyen, belli bir vakit. Altmış dakikalık zaman. Kıyâmet.
Çğl.Saat
Aynı kökten:Saat Sı'va' Saat Suvaa
İttika
و ق يVK:Y
Takva sahibi olmak. Kendisini Takva sahibi yapmak.
Aynı kökten:Etka İttika Muttaki Müttakîn Takıyye Takke Taki Takva Tevkıye Tukat Ku Vâkî Vaky Vıky Vika Veka Vikaye Taka Tevakki Tukye
zilzal
Zülzal
ز ل ز لZLZL
Zelzele. Deprem. Arzın sarsıntısı.
Aynı kökten:zilzal Zülzal
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir.
33. AHZAB / 11
İşte orada mü'minler belv oldu ve şedid zilzal ile zilzal oldular.
Hendek Savaşı BLV eMN ZLZL ZLZL ŞDD .mid3671.ss33.as11.ssAHZAB.ns90.nyMEDİNE.cs21.syf418.sure.33.xxxHendek Savaşıxximanxxkissa.105x#şdd-şedid#||#emn-mümin#||#emn-iman#||#blv-belv#||#zlzl-zilzal#x#BLV#||#eMN#||#ZLZL#||#ZLZL#||#ŞDD#||#şdd-şedid#||#emn-mümin#||#emn-iman#||#blv-belv#||#zlzl-zilzal#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
هُنَالِكَ ابْتُلِيَ الْمُؤْمِنُونَ وَزُلْزِلُوا زِلْزَالًا شَدِيدًا
Hunâlikebtuliyel mu’minûne ve zulzilû zilzâlen şedîdâ(şedîden).
Belv
Belva
ب ل وBLV
Dert, çile. Musibet. Zahmet. İmtihan, tecrübe.
Aynı kökten:Belâ Belâyâ Belv Belva Belve Bilv Mübtelâ
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
mü'min
ا م نeMN
İman eden. Allah'a ve emirlerine, kanunlarına iman eden. Allah'a, ahirete, kitablarına, meleklerine, peygamberlerine ve kadere iman edip itaat eden kimse. Emniyete kavuşan. Korkulardan emniyet veren. El Mu'min : İnanış, inanma, inanıp öylece mutmain olma. ALLAH herşeyi bilerek inanarak yaratır ve bizimle beraber öylece inanır.
Çğl.Mü'minin
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
zilzal
Zülzal
ز ل ز لZLZL
Zelzele. Deprem. Arzın sarsıntısı.
Aynı kökten:zilzal Zülzal
şedid
ش د دŞDD
Sert, sıkı, şiddetli. Musibet, belâ.
Dşl.ŞedideÇğl.Şidad
Aynı kökten:Eşedd iştidad Müşedded Müşeddid Müşeddide Müştedd Müteşeddid Şedaid Şedâyid Şedd şedde şedid Şedide Şidad şiddet Şided Teşeddüd
Diyanet Meali:
İşte orada mü’minler denendiler ve şiddetli bir şekilde sarsıldılar.
99. ZİLZAL / 1-2-3-4-5
Arz zelzelelerle sarsıldığında ve arz sekallerini ihrac ettiğinde... "neler oluyor!" diyen insan, Rabbinin kendisine vahy etmesi ile yevme-izinde haberlerini hadis edecek.
Ahiret ZLZL eRD: ZLZL H:RC eRD: S!K:L K:VL eNS YVM HDS! H:BR RBB VHY .mid5698.ss99.as1.ssZİLZAL.ns93.nyMEDİNE.cs30.syf599.sure.99.xxxAhiretxxinsanxyevmxx.ss99.as2.ss99.as3.ss99.as4.ss99.as5.x#vhy-vahy#||#h:br-ahbar#||#erd:-arz#||#rbb-rabb#||#s!k:l-sekal#||#h:rc-ihrac#||#ens-insan#||#hds!-hadis#||#zlzl-zilzal#||#yvm-yevme-izin#||#k:vl-xxoxx#x#ZLZL#||#eRD:#||#ZLZL#||#H:RC#||#eRD:#||#S!K:L#||#K:VL#||#eNS#||#YVM#||#HDS!#||#H:BR#||#RBB#||#VHY#||#vhy-vahy#||#h:br-ahbar#||#erd:-arz#||#rbb-rabb#||#s!k:l-sekal#||#h:rc-ihrac#||#ens-insan#||#hds!-hadis#||#zlzl-zilzal#||#yvm-yevme-izin#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
إِذَا زُلْزِلَتِ الْأَرْضُ زِلْزَالَهَا * وَأَخْرَجَتِ الْأَرْضُ أَثْقَالَهَا * وَقَالَ الْإِنسَانُ مَا لَهَا * يَوْمَئِذٍ تُحَدِّثُ أَخْبَارَهَا * بِأَنَّ رَبَّكَ أَوْحَى لَهَا
İzâ zulziletil ardu zilzâlehâ. * Ve ahrecetil ardu eskâlehâ. * Ve kâlel insânu mâ lehâ. * Yevme izin tuhaddisu ahbârehâ. * Bi enne rabbeke ehvâlehâ.
insan
ا ن سeNS
Yetkili ve sahib temsilcinin, beşer yaşantıdaki adı.
Çğl.EnasiÇğl.Enasiye
Aynı kökten:ins Ünas insan Enasi Enasiye Enes Enis Enise İnas İstinas Me'nus Me'nusiyet Muvaneset Muvanis Müanese Müste'nis Te'nis Üns Ünsî ünsiye ünsiyet Hz. Yunus
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
haber
خ ب رH:BR
Bilgi. Kaynağından edinilen bilgi. Bir olay, bir olgu üzerine edinilen bilgi, salık. Duyurmak maksadıyla yayımlanan bilgi. Hâriçten insanın fikrine intikal eden ilim. Yeni havadis. Ağızdan ağıza nakledilen söz.
Çğl.Ahbar
Aynı kökten:haber Ahbar Habir Hıbre Hibre Hibret Hubr ihbar İhbarat İhbarî İhbariyyat İhbariyye ilmuhaber istihbar istihbarat muhabere Muhaberat muhabir muhbir Müstahbir Mütehabbir Tahbir Tehabbür
ihrac
خ ر جH:RC
Çıkmak. Çıkarmak. Dışarı atmak. Fazla malı başka memlekete göndermek. İstifade için meydana koymak.
Çğl.ihracat
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
Hadîs
ح د ثHDS!
Her söylenişinde yeni haber gibi dinlenmeğe lâyık. Peygamberimizin sözü, emri ve hareketi. Sünnet-i Nebeviyye. Hadisten bahseden ilim.
Çğl.Ehadis
Aynı kökten:Haddas hades Hadesat Ahdas Hadîs Ehadis Hâdis Hâdise Hâdisat Havadis hads Hadsen Hadsiyyat Hiddîs hudus ihdas İstihdas Mayuhdes Muhaddes Muhaddis Muhaddisîn Muhadese Muhdes Muhdis Müstahdes Müstahdis Mütehaddis Mütehaddise Tahaddüs Tehaddüs Tahdis Tahdisât Uhduse
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Sekal
ث ق لS!K:L
Ağır yük. Kalabalık ağırlık. Mal, mülk, meta. Ev eşyası. Misafir. İns ve cinnin bir ünvanı.
Çğl.Eskâl
Aynı kökten:Eskal Miskal Müskal Sakil Sükala' Sekal Eskâl Sekalan Sekaleyn Sikal Teskil
vahy
vahiy
و ح يVHY
Emrin, bir fikrin veya bir hakikatın, Allah tarafından, Rasul noktasından İnsan'a inzal olması.
Aynı kökten:vahy vahiy
Yevme-izin
ي و مYVM
Herkesin kendisinde olan, o belirsiz gün.
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevme-izin Yevmî Yevmiye
zilzal
Zülzal
ز ل ز لZLZL
Zelzele. Deprem. Arzın sarsıntısı.
Aynı kökten:zilzal Zülzal
Diyanet Meali:
Yeryüzü kendine has bir sarsıntıya uğratıldığı, içindekileri dışarıya çıkarıp attığı ve insan, “Ona ne oluyor?” dediği zaman, İşte o gün, yer, kendi haberlerini anlatır. Çünkü Rabbin ona (öyle) vahyetmiştir.
Arama Kriterleri: (Sure: ) (Ayet: ) (Aranan: )