Hızır’ı Görmek

Vaktiyle bir adam, Hızır’ı görmek istemiş.

Allah’a gece gündüz yalvarmış. Nihayet, çıkmış rüyasında demişler ki, yarın sabahtan Ulu Camide namaz kıl, sokak tarafındaki kapıda bekle, Hızır oraya gelecek… orada görüşürsün.

Sevine-sevine hale böylece gelmiş…

Hızır’ı bekliyor ama, kafasındaki yaptığı Hızır’ı bekliyor, gerçek Hızır’ı beklemiyor!

O, kafasında yapmış ki; büyük sarıklı, koca koca çarıklar, uzun bir yamalı siyah cübbeler falan… böyle kendi kafasında çizdiği Hızır’ı beklemiş.

Zaten bizi hep şaşırtan böyle şeylerdir. Allah da gadir ya küllü şeye… o yaptığı, becerdiği, sarıklı, cübbeli Hızır’ı değil de; başka, delibozuk bir adam yollamış oraya.

–  Selamun aleykum birader, burada sen ne bekliyorsun?… demiş.

Bakmış deli gibi bir şey.

– “Hızırı bekliyorum” demiş.

– “Eeee… sen hızırı görsen tanır mısın” demiş.

– “Tanırım ya” deyince,

– “Ooooo…” demiş “işte bu olmadı! Niye tanımıyorsun ya?” demiş.

– “Hızır gelecek ki tanıyayım.

– “Bak” demiş… “Hızır, bu caminin yerinin kavaklık iken olduğunu bilir” demiş.

– “Heeee…” demiş “Hızır bilir!

– “Ama” demiş… “kavaklığın dibinde yonca ekiliydi haaa” demiş.

Orda bir kalın demir varmış… ne demiriyse, almış o demiri,

– “Hızır dediğin herif” demiş, böyle deli deli konuşuyor. “Bu demiri böyle oyuncak gibi oynar” demiş, “yaş çubuk gibi.

Demir, yerinden kalkmayacak kalınlıkta demir…

– “Böyle eder” demiş sonra…

– “He baba” demiş, “Hızır eder, Hızır daha…” demiş.

– “Haaaa…” demiş, “bu demiri böyle çeker uzatır da” demiş, “koyverir de yine yerine…

Lastik gibi başlamış demiri uzatıp, oynatmaya…

– “He baba demiş, Hızır yapar.

Yani içinden kafa tutuyor ki, beni meşgul etme sarıklı, cübbeli Hızır gelecek, görem, kaçırmayam.

– “Peki” demiş, ondan sonra atmış demiri yine yerine.

– “Baba, baba” demiş, “bana öyle kızmayla Hızır görülmez” demiş. “Hızır dediğin, parmağını böyle taşa sokar” demiş… Sokmuş parmağını taşa…  “görüyor musun bunu?” demiş.

– “Heeee…

– “Bööööööyle kar’a yazı yazar gibi yazı yazar taşa!…” demiş.

– “He baba” demiş, “anlamıyor musun, Hızır ne desen yapar, sen Türkçe bilmez misin” demiş!…

Hızıra kafa tutuyor:

– “Sen Türkçe bilmez misin, Hızır ne desen yapar.

– “Eeee… bekle ki göresin öyleyse” demiş Hızır….

Bir oyun etmiş kaybolmuş.

Şimdi, kaybolma kafalarda yer yapmış ya, insanların keramet istediği gibi, kaybolmak yer yapmış kafalarda… kaybolunca bakmış, bakmış yok.

Aramış, aramış… bakmış şöyle iki tarafına Hızır yok.

Kaybolunca

– “ulaaaaannnn bu muydu?.. haaa… Hızır, sahi her kıyafete girer. Ne bileyim işte şimdi geldi aklıma” demiş. “Hızır her kıyafete girer, kaçırdık tuh!…

Kendi kafamızda oluşturduklarımız, çoğu kez kendimize engeldir…