İçeriğe geç
Home » DuruVizyon Blog » İnsan ve Şirk

İnsan ve Şirk

İnsan ve Şirk

İnsan, gövdesi değildir; gövdeyi kullanandır.

Gövdeyi derken, bütün gövdeleri kullanandır.

Bütün gövdeleri derken, sadece insan gövdesini değil, bütün mahlukatın gövdelerini kullanandır. Kainatın tamamını kullanan ve idare edendir.

İnsan, ezelden beri var olan, ancak sonradan yaratılmış bir varlıktır. Allah tarafından ezelde yaratılmıştır. Allah’ın izniyle ve Allah adına bütün unsurlarıyla beraber kainatı var eden İnsan’dır. Kainat söz konusu olduğunda, Allah’ın yetkisi temsilcisi İnsan’dır. Zaten kainat, İnsan’da kain olan her bir zihniyetin tabiatta, tabi olarak yer edinmesiyle müteşekkildir. İnsan’da tamamen yok olan herhangi bir zihniyetin kainattaki temsilinin nesli tükenir. İnsan’da oluşan yeni bir zihniyet, kainatta yeni bir varlık olarak ortaya çıkar.

İnsan, külli bir varlıktır, yani tek ve bütündür; bölünmez bir bütündür.

İnsan varlığın, gövdelerden tezahürüne “nefs” denilir. Kişi olarak gördüğümüz, birey olarak kabul ettiğimiz beşer yapılar, İnsan varlığın tezahürü olan nefs tarafından idare olunur.

Kişinin nefs varlığının, tek bölünmez bütün olan İnsan varlığa yakınlığını kişinin ben duygusu (enaniyet/benlik/ego) belirler. Bireyde ben duygusu yükseldikçe, kişi “İnsan” vasfından uzaklaşır.

Bugün maalesef, Yıkıcı Güçlerin adamları, nefs dediğimiz varlığı, “insan” diye yutturmaya çalışmaktadır ve başarılı da olmuşlardır. Böylelikle İnsan varlığın ne olduğu ve gücü karartılmaktadır.

Özellikle Hz Adem için “ilk insan” tanımlamasını yapanlar, İnsan varlığın gerçek gücünü ve mana yapısını saklamak için buna teşebbüs etmektedir.

Kişiyi sevk ve idare eden nefs varlığı, benlik zannından ve diğer engellerden arınıp, “insan” vasfına ulaştığında sınırsız bir yetkinin, bir temsil gücünün sahibi olur ve bütün kainatı Allah adına ve Allah’ın izni ile sevk ve idare etmeye başlar. İnsan varlığın görevi ve varlık sebebi tam olarak budur. Hattı zatında bu görev İnsan’a sonradan yüklenmiş bir görev değildir. İnsan, bu görev için vardır.

Böyle bir yetki, böyle bir görev, ancak ve ancak sınırsız bir güç ile yerine getirilebilir. İşte bu sınırsız gücün yegane kaynağı ise Allah’tır.

Allah, her şeyi var etme gücüne sahip olan, kendisinden başka her şeyi sonradan bizatihi kendisi var eden/yaratandır. Nefs denilen, bireye özgü varlığın, İnsan vasfına ulaşarak, İnsan görev ve yetkilerini hakkıyla yerine getirebilmesi için gerçek gücün kaynağını tanıması, takdir etmesi, kıymetini bilmesi ve o güce koşulsuz olarak bağlanması ve itaat etmesi şarttır. Ancak bu irtibatın tesis edilmesiyle İnsan yetki ve temsiliyeti nefs’ten izhar olunabilir.

Şirk; Allah’ın gücünün ve kudretinin başka şeylerden de ortaya çıktığına duyulan zanni inançtır. Kelime anlamı “ortak koşmak” demektir (mesela, ortaklı yapılarak şirket denilir).

Güçlü veya etkili olduğu düşünülerek güven duyulan, yani Allah’a şirk koşulan şeye tanrı/ilah denir. Örneğin, bir seyahate çıkacak kimsenin otomobile, bir hastanın doktora, bir iş adamının paraya, Allah’ı unutarak güven duyması, bunları ilah olarak kabul etmesi anlamına gelir ve  şirktir

Kişi için en büyük ve en tehlikeli şirk, kendi benlik zannıdır.

Şirk içinde olan bir kimsenin, bir nefsin, Allah’ın gücünü ve kudretini hakkıyla takdir etmesi, doğal olarak beklenemez. Allah’ın gücünü ve kudretini hakkıyla takdir edemeyen, kıymetini bilemeyen bir nefsin, İnsan vasfına ulaşması ve varlığının sebebi olarak yükümlü olduğu görevleri İnsan sıfatı ile yerine getirmesi imkansız olur.

İşte bu nedenle İslam Dininde, şirk haram edilmiştir. Bu nedenle İslami itikadın temelinde, La ilahe illallah (Allah’tan başka ilah yoktur) tevhid kelamı vardır.

Selamlar…


Yazı Özeti

Kainat söz konusu olduğunda, Allah'ın yetkisi temsilcisi İnsan'dır. Bütün unsurlarıyla beraber kainatı var eden de İnsan’dır.

“İnsan ve Şirk” hakkında 1 yorum

  1. Geri bildirim: Din de Yaşam da Tektir! - DuruVizyon

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir