İslam’da Sadaka: Sadakat ve Dava
Sadaka kelimesi, Arapça kökeni (Sad-Dal-Kaf) üzerinden değerlendirildiğinde;
“Davasına sımsıkı bağlı olan, davasının gereklerini yerine getiren, hangi durum ve şartlarda nasıl davranacağı bilinen ve bundan ötürü kendisinden şüphe edilmeyen kişi” anlamını taşır.
Allah’ın Davası, İslam’ı bütün kainata öncü ve örnek hale getirmektir. Yapıcı Dava budur; Müslüman-Türk bu Dava üzere yaşar. Bu Dava dışındaki tüm hedefler, gayeler ve ülküler yıkıcı davadır ve insanlığın yıkımına hizmet eder.
Sadakat ve Davaya Bağlılık
Müslüman-Türk’ün Allah’a ve O’nun davasına sadakat içinde olması şarttır; gerekliliktir. Bu yolda olanlar, örnek yaşantıları ve öncülük gayeleriyle devam ederken, kendi kardeşlerinden kimselere de destek olurlar. Bu destek:
- Moral, motivasyon anlamında ve
- gerekirse Maddi olarak yerine getirilir.
Maddi destek, ihtiyaç halinde olanlara yardım etmek davaya sadakatin bir sonucudur. Ancak günümüzde bu kavram öylesine yanlış yorumlanmıştır ki, sadaka yalnızca “para vermek” olarak algılanmış ve sadakatin özü göz ardı edilmiştir.
Para ve Sadaka
İslam’da para, kesinlikle bir değer değildir; bir konu bile değildir. Kelam-ı Kadimde para konusu hiçbir şekilde geçmez. İslam iktisadı insanı önceler.
Para sadece yıkıcı tarafın kendi hedeflerini sürdürmek için kullandığı bir araçtır.
Sadaka, para vermek değildir; bağlılık, doğruluk ve güvenilirliktir. İhtiyaç sahiplerine maddi destek verilmeli, fakat sadaka kavramı bundan ibaret görülmemelidir.
Yıkıcı taraf, İslam’ın “Dava” kavramını örtmek ve yürürlükten kaldırmak amacıyla sadaka kavramını da tahrif etmiştir. Günümüzde birçok kişi, maalesef, sadakayı sadece birkaç bozuk paradan ibaret görerek tatmin olur hale gelmiştir.
Oysa gerçek sadaka, Dava adamı olmanın ve davaya sadık kalmanın bir sonucudur.
Sadaka ve Kur’an
Kur’an tilaveti sonrasında kullanılan “sadak Allah-ul azim” ifadesi şunları ifade eder:
“Azamet sahibi Allah, sadakat içindedir; Kendi Davasının yolundadır ve aynı Dava uğruna yaşayanlarla aynı yolda beraberdir.”
Başka anlamlar yüklemek aldatılmamıza sebep olur.
Sadaka ve Dava İlişkisi
Bugün “sadaka” olarak bilinen, ihtiyaç halinde olanlara maddi destek sağlama konusu, Davaya sadakatin yalnızca bir sonucu ve gereğidir. Asıl olan “sadakat”tır, o da Dava’ya bağlılıktır.
Dava ise, her an Allah’ın emrini duyarak yaşamaktır. 3–5 kuruşu sadaka zannedip, Dava-i İlahi’ye sadakatimizin perdelenmesine izin vermemeliyiz.
Sadakat ve İtaat
- İslam itikadında: “Ulu-l Emr”e
- Türk kültüründe: “Kaan”, “Reis”, “Başbuğ”a
- Demokrasi düsturunda: “Seçilmiş Devlet Başkanı”na
itaat ve sadakat, sadece vatandaşlık değil, aynı zamanda insanlık gereğidir.
Bu vecibeye karşı çıkmak için, eğer cehalet söz konusu değilse;
- Ya düşmanlık duygularıyla donatılmış olmak,
- Ya da sömürgeci sistemin güdümünde yaşamak gerekir.
Selamlar…
Hiç kimsenin, kendisinden kaynaklanan, kendisine ait bir gücü yoktur.
Herkes, ancak;
► güç aldığı DAYANAĞI ve
► dayanağına SADAKATİ nisbetinde güçlüdür!


Geri bildirim: İslam'ın Gerekleri ve Şartları - DuruVizyon