Kişinin içinde bulunduğu inanç seviyeleri, kendi zihniyetinin belirlenmesine yol açmaktadır. İnanç, Benlik varlığın en etkin belirleyicisidir.
Kişide “zihniyet”; “aidiyet“, “inanç” ve “amaç” üçlüsünden oluşmaktadır. Kişi, inancın doğurduğu güven ve amacını hareketlerine, eylemlerine kadar ilerletir.
Türkçemizde “iman” ve “şuhut” kavramlarının doğrudan bir karşılığı olmadığı için, “inanmak” ifadesinde birleşmektedirler. Biz, “inanmak” ifadesini “şuhut/şahitlik” karşılığında kullanıyoruz ve kavramsal olarak “iman” ve “inanmak” şeklinde ayırmak gerekliliği görüyoruz.
İman da olsa, inanmak da olsa, bir şeyin doğru olduğunu kabul etmek demektir. Ancak bu kabul edişin sebeplerinde ve yöntemlerinde önemli bir farklılık vardır.
İman, gaybadır. Hakkında kesin bir bilgiye sahip olunmayan şeylere, başka güven kaynaklarından ötürü iman edilir. İnanmak ise kesin bir tespit veya bizzat yaşanmışlık, yani şahitlik durumu gerektirir.
Aynı şeye, aynı seviyede inanan kişilerin davranışları aynı olur. Fakat aynı derece iman sahiplerinin davranışlarının ortak olması beklenemez.
İnanmak ve inanılmak, insan için kesin olan ihtiyaçlardandır. Acıkmak, susamak kadar net duyulur ve bu ihtiyaç giderilmezse rahatsızlık verir. Gerçek insanın teşekkülü ve tezahürü inancının sağlamlığından itibaren başlar.
İman, bilgiyle birlikte ilerler. Bilen özne ile, bilinen nesne arasındaki ilişki bilgidir. Gözlemsel de olsa, deneyimsel de olsa, hatta doğa kanunu niteliğine de ulaşsa, her türlü bilgi, bizzat yaşanarak tecrübe edilmediği, bizatihi şahit olunmadığı sürece iman aşamasındadır.
İnanmak, ancak ve ancak, tecrübe ederek şahit olmayı gerektirir.
İslam epistemolojisindeki ilm-el yakin, ayn-el yakin ve hakk-el yakin bilgi sınıflarından ilk ikisi iman konusudur. Hakk-el yakin ise şuhut içermesiyle inanmak konusudur.
- İlm-el Yakin —> iman
- Ayn-el Yakin —> iman
- Hakk-el Yakin —> inanmak
İnanmak, Dört Seviyede Olur
Genel olarak iman ve inanç beraberce, dört seviyede incelenebilir.
- İhtimallere dayalı inanmak —> iman
- Duyulara dayalı inanmak —> iman
- Yaşantıya dayalı inanmak —> inanmak
- Duyumlara dayalı inanmak —> inanmak
Bunlardan ilk ikisi iman, diğer ikisi inanmak ile ilişkilidir.
İhtimallere Dayalı İnanmak (Şüpheli İnanç)
- Şek (Şüphe): Bir önermede, doğru ya da yanlış olma ihtimallerinin eşitliği.
- Zan: Bir önermede, ihtimallerden birinin akıl yolu ile ağır basması ve bunun tercih edilmesi. Sübjektif kanaat.
- Vehim: Bir önermede, ihtimallerden birinin duygu yolu ile ağır basması ve bunun tercih edilmesi.
Dıştan Duyulara Dayalı İnanmak
- İman: Güven duyulan harici bir kaynaktan işitme veya gözlem yoluyla, alışkanlık şeklinde elde edilen inanç.
- Kanaat / İkan: Harici bir kaynak tarafından, algı yönetimi yöntemleriyle (propaganda, sihir, vs.) benimsetilen inanç.
Yaşantıya Dayalı İnanmak
- Tespit / Sabit inanç: Delil yoluyla ulaşılan bilgiye dayalı inanç.
- Şahadet / Şuhud: Bir şeyi bizatihi yaşayarak, tecrübe ederek elde edilen inanç.
Duyumlara Dayalı İnanmak (Özden İnanmak)
- İdrak: Bir konuda, konunun en alt ucundan beri inceleyerek, aşama aşama ilerleyerek (araştırma ve inceleme yoluyla) elde edilen inanç.
- İrfan: Zihni kemaliyet ile inanmak. Dünyevi örf ve törenin, itikadı örf ve töre ile kesiştiği yaşantı halinde ulaşılan bilgiyle inanmak.
- Vahiy: Kişiye, kendi Rasul noktasından, doğrudan Allah tarafından tebliğ edilen bilgi yoluyla inanmak.


Geri bildirim: İman Etmek ile İnanmak Ayrımı - DuruVizyon
Geri bildirim: Kur’an’da İman ve Salih Amel - DuruVizyon
Geri bildirim: İnsan Olduğumuzu Tespit Etmek - DuruVizyon
Geri bildirim: Aklın Çalışma Modeli - DuruVizyon
Geri bildirim: Allah'ın Sıfatları - DuruVizyon
Geri bildirim: İslam'ın Gerekleri ve Şartları - DuruVizyon